Petrol Yükselirken Faizler Neden Düşüyor? Piyasalar Ne Anlatıyor?
28 Ekim’deki Fed toplantısında Başkan Kevin Warsh’ın dikkat çektiği bir piyasa davranışı vardı. Bu yıl boyunca petrol fiyatlarıyla ABD tahvil faizleri büyük ölçüde aynı yönde hareket etmişti. Ancak son haftalarda bu ilişki bozulmaya başladı.
Petrol fiyatları yükselmeye devam ederken tahvil faizleri düşüyordu.
İçeridekiler
Petrol Yükselirken Faizler Neden Düşüyor? Piyasalar Ne Anlatıyor?
28 Ekim’deki Fed toplantısında Başkan Kevin Warsh’ın dikkat çektiği bir piyasa davranışı vardı. Bu yıl boyunca petrol fiyatlarıyla ABD tahvil faizleri büyük ölçüde aynı yönde hareket etmişti. Ancak son haftalarda bu ilişki bozulmaya başladı.
Petrol fiyatları yükselmeye devam ederken tahvil faizleri düşüyordu.
İlk bakışta sıradan bir piyasa hareketi gibi görünse bile bu ayrışma, önümüzdeki dönemde ekonominin ve finansal piyasaların karşılaşabileceği sorunları anlamak açısından önemli.
Üstelik 5 Ekim’de yayımladığım yazıda tartıştığımız yüksek tahvil getirisi ve riskli varlıklar arasındaki ilişkiye de farklı bir boyut kazandırıyor. O yazıya da şuradan ulaşabilirsiniz : Tahviller Ne Zaman Riskli Varlıkların Alternatifi Olur?
Petrol ve Tahvil Faizleri Neden Birlikte Yükseliyordu?
Petrol taşımacılıktan tarıma, sanayiden günlük tüketim ürünlerine kadar ekonominin neredeyse her alanında maliyetleri etkileyen bir varlık.
Petrol pahalandığında üretim ve ulaşım maliyetleri artabilir. Şirketler bu artışları müşterilerine yansıtırsa enflasyon üzerindeki baskı güçlenir.
Enflasyon beklentileri yükseldiğinde ise yatırımcılar uzun vadeli tahvillere daha yüksek faiz talep edebilir. Çünkü gelecekte geri alacakları paranın satın alma gücünü korumak isterler.
Dolayısıyla petrol fiyatlarıyla tahvil faizlerinin birlikte yükselmesi şaşırtıcı değil.
Ancak bu ilişkinin her zaman geçerli olması gerekmiyor. Çünkü tahvil faizlerini yalnızca enflasyon değil, ekonomik büyüme beklentileri, merkez bankasının gelecekteki politikası ve devletin borçlanma ihtiyacı da etkiliyor.
İşte Warsh’ın dikkat çektiği değişim tam burada başlıyor.
Petrol Yükselirken Faizler Neden Düşüyor?
ABD 10 yıllık tahvil faizi 7 Ekim’de gün içinde %5,365 seviyesine ulaşmıştı. Ekim sonunda ise %4,94 civarına geriledi.
Bu sırada petrol fiyatlarındaki baskı ortadan kalkmadı. Özellikle ham petrolden üretilen yakıtların fiyatları yüksek kalmayı sürdürdü.
Peki enflasyon açısından olumsuz sayılabilecek bu gelişmelere rağmen yatırımcılar neden daha düşük tahvil faizlerini kabul ediyor?
Olası cevaplardan biri, ekonomik büyümeye yönelik endişelerin güçlenmesi.
Çünkü petrol fiyatlarının yükselmesi yalnızca enflasyonu artırmaz. Aynı zamanda hanehalkının harcanabilir gelirini azaltabilir, şirketlerin maliyetlerini yükseltebilir ve ekonomik faaliyeti yavaşlatabilir.
Bir başka ifadeyle, aynı gelişme hem enflasyonu artırabilir hem de büyümeyi zayıflatabilir.
Yatırımcılar büyümedeki olası yavaşlamayı daha önemli görmeye başladığında tahvillere yönelerek faizlerin düşmesine neden olabilirler.
Petrol ve tahvil piyasasının farklı yönlere hareket etmesi, bu ihtimali daha yakından izlememiz gerektiğini gösteriyor.
Fed İçin Zor Bir Denklem
Burada Fed açısından da önemli bir sorun ortaya çıkıyor.
Ekonomi yavaşlarken enflasyon düşüyorsa merkez bankasının işi görece kolaylaşır. Faizleri indirerek ekonomik faaliyeti destekleyebilir.
Ancak ekonomi yavaşlamaya başlarken enerji maliyetleri yüksek kalıyor ve enflasyon baskısı devam ediyorsa seçenekler daralır.
Faizleri düşürmek enflasyonu yeniden güçlendirebilir. Faizleri yüksek tutmak ise ekonomik yavaşlamayı derinleştirebilir.
Warsh’ın petrol ve tahvil faizleri arasındaki ayrışmaya dikkat çekmesini bu nedenle önemli buluyorum.
Üstelik Fed’in son toplantıda verdiği mesaj yalnızca enflasyonla ilgili değildi. Finansman koşullarının bazı şirketler ve hanehalkları açısından zorlaştığını, yatırımcıların sermayelerini nereye ayıracakları konusunda daha seçici davrandığını da belirtti.
Henüz ekonominin ciddi biçimde bozulduğuna dair bir tespit yok. Ancak para politikasının etkileri finansal sistemde daha fazla hissedilmeye başlamış olabilir.
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
3 ay vadeli 50.000 TL'ye varan taksitli ek hesap
3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan kredi
3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan taksitli nakit avans
Önümüzdeki Haftanın Önemi
Kasım ayının ilk haftası bu tartışmaya yeni bilgiler ekleyecek.
2 ve 4 Kasım’daki ABD Hazine açıklamaları, hükümetin borçlanma ihtiyacını ve tahvil arzının nasıl şekilleneceğini gösterecek. Bu önemli çünkü tahvil faizlerini yalnızca enflasyon ve büyüme beklentileri belirlemiyor. Piyasaya sunulan tahvil miktarı ve yatırımcıların bu tahvillere gösterdiği talep de belirleyici.
3 Kasım’daki ABD ara seçimleri ise kamu harcamaları, vergiler ve borçlanma politikalarının geleceği açısından yeni bir siyasi denge oluşturabilir.
Ardından istihdam ve enflasyon verileri gelecek. Böylece ekonomik büyümenin gücüyle fiyat baskılarının ne ölçüde birlikte devam ettiğini daha iyi değerlendirebileceğiz.
Bütün bunlar yalnızca tahvil piyasasını ilgilendirmiyor. Finansman maliyetleri, büyüme beklentileri ve enflasyonun seyri; hisse senetlerinden değerli metallere, gayrimenkulden kripto varlıklara kadar geniş bir yatırım alanını farklı biçimlerde etkiliyor.
Piyasaların Verdiği Mesaj Değişiyor mu?
5 Ekim’deki yazımda yüksek tahvil faizlerinin neden riskli varlıkları henüz tamamen cazibesiz hale getirmediğini tartışmıştım.
Bugün ise farklı bir ihtimalle karşı karşıyayız.
Tahvil faizleri düşmesine rağmen ekonominin üzerindeki maliyet baskısı devam edebilir. Böyle bir ortamda düşük faizler her zaman daha güçlü büyüme ve yükselen varlık fiyatları anlamına gelmiyor.
Warsh’ın işaret ettiği ayrışmanın önemini burada görüyorum çünkü daha önce birlikte hareket eden iki fiyatın artık neden farklı yönlere gitmeye başladığını anlamaya çalışmak yatırımcıya değerli bir bilgi sağlar.
Kerem Pirim
Finansal piyasalar, makroekonomi ve kripto piyasası üzerine içerik üreten bir analist ve yazardır.
