Finansal Dayanıklılık Üzerine

Finans denildiğinde hemen akla gelen kavramlar arasında, “Risk” ve “Kazanç-Kayıp” ikilisinin yer aldığı biliniyor.


Prof. Dr. Murat Ferman Yayınlama: 13.07.2026 | Güncelleme: 20.07.20264 Dakika Okuma

Finansal Dayanıklılık Üzerine logosu

Finansal Dayanıklılık Üzerine

Finans denildiğinde hemen akla gelen kavramlar arasında, “Risk” ve “Kazanç-Kayıp” ikilisinin yer aldığı biliniyor.


Kestirmeci bir yaklaşımla, Finans Yönetiminin temel işlevinin; “belirsizliklerle dolu piyasalarda mevcut ve muhtemel riskleri önce doğru okumak ve takiben, etkinlikle yöneterek kayıp riskini en aza indirir iken, kazanç fırsatlarını maksimize etmek” olduğu ifade ediliyor.


Bu amacı sağlama yolunda kullanılan karmaşık finansal teknik ve modellere hakimiyetin yanı sıra, kapsamlı ve derinlikli görüş ile analiz yeteneğine dayanan “özel dokunuşlara” ihtiyaç bulunuyor. Aynı finansal rakam ve tabloları; bilinen teknik ve formüller ile çalışan farklı uzmanların, son aşamada farklı öneri ve tavsiyelere ulaşmaları durumu sıklıkla yaşanıyor. Bazıları, tahmin ve okumalarında daha isabetli sonuç ve çıkarımlara ulaşarak; “piyasa kahini” benzeri sıfatlar ile anılıyor.


Piyasa okuma ve tahminlerinde ortaya çıkan farklı performanslar işin gerçeği olmak ile beraber, temelde cevabı aranılan köklü soru değişmiyor: “Çalkantılı ve belirsizlik iklimi altındaki piyasaların riskler karşısında DAYANIKLILIK durumları nedir?”


Alternatif yatırım imkanları ve piyasa dinamiklerine sahip ülkeler bazında aynı soru üzerinden düşünmek gerekiyor; bir bütün olarak farklı ülkelerin (piyasaların) dayanıklılık ve uzantılı olarak, finansal çekicilik/güvenilirlik düzeylerine eğilme; karşılaştırmalı biçimde ölçme ve değerlendirilme ihtiyacı ortaya çıkıyor.


Burada, tıpkı insan bünyesinin zorlu koşullar ve kendisine yönelik tehditler karşısındaki dayanıklılığı; direnme gücünün durumu ile benzer bir duruma işaret edildiğini vurgulamak gerekiyor. Sağlıklı ve her yönüyle bünyesi güçlü toplumlar; takımlar; ordular ve diğerleri hemen daima daha yüksek bir dayanma kabiliyet ve gücünü temsil ediyor. “Dosta güven; rakibe korku veren” yapılanmalar bu şekilde ortaya çıkıyor ve varlığını sürdürme imkanını buluyor.


Bu durum, en somut örneklerinden birisini, ülkelerin sunduğu iş-piyasa şartları temelinde gösteriyor. Daha gerçekçi ve farklı bir değerlendirme için, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının notları, CDS gelişmeleri, bütçe açığı gibi manşetlerin ötesine geçmek; analizi genişletmek gerekiyor.


Ülkelerin güncel dayanıklılık durumlarını belirlemede en kapsamlı analiz çalışması olarak karşımıza “FM Dayanıklılık Endeksi” çıkıyor. FM (Factory Mutual)  Global, risk yönetimi ve kayıp önleme alanlarında uzmanlaşmış bir sigorta şirketi olarak tüm dünyada faaliyetlerini sürdürüyor.


Onüç yıldan bu yana yüzotuz ülke piyasasının dayanıklılık durumunu karşılaştırmalı olarak ölçen FM Resilience Index; 0-100 arasında puanlanan toplam onsekiz faktör üzerinden sonuç ve bulgulara ulaşma mantığı üzerinde yapılandırılıyor. Her birisine eşit ağırlık tanınan ölçüm faktörleri; Makro ve Fiziksel ana başlıkları altında gruplanarak sıralanıyor:


MAKRO FAKTÖRLER:  Enflasyon; İnternet Kullanımı; Sağlık Harcamaları; Lojistik; Politik Risk;                              

                                       Verimlilik; Şehirleşme; Su Stresi; Sera Gazı Salınımı; Enerji Yoğunluğu;

                                        Yolsuzluk Kontrolü.


FİZİKSEL FAKTÖRLER:   İklim Değişikliğine Maruziyet; Siber Güvenlik; İklim Riski; Deprem Riski;

                                         Yangın Risk Yönetimi; İklim Risk Yönetimi.


FM Dayanıklılık Endeksi 2026 sonuçlarına göre ilk beş içinde İsviçre, Danimarka, Norveç, İsveç ve Singapur alıyor; şirket ve yatırımcılar bakımından finansal yatırım ve işlem yapma kulvarında en düşük risk teşkil eden, yüksek dayanıklılık profilleri ile güven arttırıcı etki doğuran ülke/piyasalar olarak deklare ediliyor.


Çalışmanın güncel sonuçları üzerinde, süregelen jeo-politik gerginlikler; küresel enflasyonda artış eğilimi; Yapay Zeka (YZ) başta olmak üzere yaşanan hızlı teknolojik gelişmelerin etkili olduğu değerlendiriliyor.


Türkiye’nin, “62” endeks değeri ile genel sıralamada ellibeşinci sırada yer aldığı görülüyor. 130 ülke arasında en geride kalınan klasman sonuçlarına bakıldığında; Enflasyon faktöründe 125. sıraya, Politik Risk ve Deprem Riski faktörlerinde 108. Sıraya ve Su Stresi (su talebinin kaynakları aşması) kriteri bakımından 104. Sıraya yerleştiği ortaya çıkıyor. Buradan hareketle, ülkemiz bakımından hangi alanlarda iyileştirme ihtiyacı bulunduğu konusunda güncel ve karşılaştırmalı bilgi edinme sağlanmış oluyor.


Finans Disiplini, bir taraftan “İstikrar” ve “Dayanıklılık” gibi kavramları ön plana çıkarır ve “Güven” yaklaşımı ile birlikte değerlendirmeye alır iken, diğer taraftan, “Piyasada Oynaklık” ve “Risk Düzeyi” benzeri Fırsat Pencereleri’ni açık tutmaya çalışıyor.


“Yüksek kazançların, hemen daima, yüksek risk / belirsizlik koşulları çerçevesinde ortaya çıktığı” öğretisi bilinen ve defalarca test edilmiş bir başparmak kuralı olarak Finans disiplini içinde yer alıyor.


Nitekim, Endeks sıralamasında daha geri klasmanda kendisine yer bulan ülkelerin; daha yüksek “risk primi” ve “kazanç oranı” sunarak/sağlayarak yollarına devam ettikleri görülüyor.


Sonuç olarak, finansal teknik ve özellikli dokunuşlar eliyle; “Risk ve Kazanç Dengesini Optimal Düzeyde Kurmak ve Zaman İçinde Korumak” bu işteki maharet ve kabiliyetin temelini teşkil ediyor. Güncel sonuçlarını paylaştığımız FM Dayanıklılık Endeksi gibi verileri sürekli olarak takip ve değerlendirmede tutmak gerekiyor.  

Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Yeni Müşterilere ÖzelSponsor
Faiz oranı%0
Vade3 Ay
Toplam tutar₺100.000

3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan kredi

3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan taksitli nakit avans

3 ay vadeli 50.000 TL'ye varan taksitli ek hesap

Detay
Tüm faizsiz fırsatlar
Prof. Dr. Murat Ferman

Prof. Dr. Murat Ferman

Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.