21. Ovp Okumaları
Türkiye ekonomisi için plan ve planlamanın ana ismi ve temel dokümanının; Beş Yıllık Kalkınma Planı olduğunu ve halen, 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Plan Dönemi içinde bulunduğumuzu hatırlatarak başlamak gerekiyor.
21. Ovp Okumaları
Türkiye ekonomisi için plan ve planlamanın ana ismi ve temel dokümanının; Beş Yıllık Kalkınma Planı olduğunu ve halen, 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Plan Dönemi içinde bulunduğumuzu hatırlatarak başlamak gerekiyor.
Bilindiği üzere, kalkınma planları; “kamu için emredici; özel sektör için özendirici” çerçeve ve hedefleri kapsıyor. Takip ve denetimi kolaylaştırmak bakımından, beş yıllık ana planları, bir yıl süreli “yıllık program” temelinde alt modül yaklaşımı ile ele almak mümkün oluyor.
“Plan mı; Pilav mı?!” kabilinden spekülatif tartışmaların çoktan geride bırakıldığı ülkemizde, gene de, geleceğe yönelik/ekonomide pro-aktif bir stratejik duruş ve kabiliyet sağlama bakımından yapılacak çok iş; alınacak çok mesafe bulunuyor. Öyle ki; yasal gerekler çerçevesinde yapılan ve “kağıt üstünde kalma ihtimali yüksek” planlar ile beraber yaşama risk ve handikapı ortadan tamamen kaldırılamıyor!
Ağırlıklı olarak yerleşik yüksek enflasyon sendromunun getirdiği; “gelecekten ziyade şimdiye yoğunlaşma ve anı kurtarmaya çalışma” baskısı, beş yıl vadeli planları dikkat ve menzil dışına itebiliyor! Üstelik, hızla gelişen ve değişen Eko-Politik çerçevede, dikkate alınan temel varsayım ve parametreler gerçek tabloyu yansıtma özelliğini hızla yitirme riski taşıyor.
İşte bu noktada, üç yıl erimli ve her sene için ileriye bir yıl kaydırılarak güncellemesi yapılan “orta vadeli planlama yaklaşımı” çözüm sağlayıcı bir alternatif olarak ortaya çıkıyor. Türkiye, 2003 yılından beri OVP (Orta Vadeli Program) uygulamasını benimseyerek bu yönde attığı adımları sürdürüyor ve 2027-2029 dönemini kapsayan 21.OVP belgesi henüz açıklanmış bulunuyor.
Türkiye’deki uygulaması ile OVP belgeleri; beş yıllık kalkınma planı temelinde, her yıl bir sene kaydırma yoluyla üç senelik makroekonomik hedef ve tahminleri ortaya koymanın yanı sıra, devlet bütçe sürecinin temelini oluşturuyor. Son iki yıldan bu yana, “Öncelikli Reform Alanları” başlıklı politika ve tedbirler manzumesinin de belge kapsamına eklendiği görülüyor.
Değişik yönleri ile ve farklı bakış açıları ışığında ayrıntılı değerlendirmelere konu edilebilecek 21.OVP belgesinin, başta vatandaşlar gelmek üzere ekonomik aktörler gözünden ve kestirmeci çıkarımlar temelinden okumakta fayda bulunuyor:
Güncel enflasyon karşıtı (Dezenflasyonist) politikaların üçüncü yılını tamamladığı (üç OVP dönemini geride bıraktığı) bir noktada, “Büyüme-Enflasyon Ödünleşmesi” eksenindeki tercih ve ağırlığın, bu kez büyüme tarafına verildiği görülüyor. Ancak, 2026 sonu için ortaya konulan aşağı yönlü güncellemeyi takiben, sırasıyla %4,2; %4,6 ve %5,0 düzeyindeki hedef büyüme manşetleri, belgenin başında yer alan Küresel Görünüm bulguları temelinde “iyimser tarafı ağır basan” bir kurgu olarak karşımıza çıkıyor.
Nitekim, yeni istihdam yaratma ile doğrudan ilgili büyüme rakam hedeflerinin çapraz kontrolünde, İşsizlik Oranları bakımından bir iyileşme tablosundan ziyade, mevcut durumun daha kötüleşmesini engelleme oryantasyonu beliriyor; üç sene sonundaki iyileşme oranı sadece %0,5 oranı ile sınırlı kalıyor. %7’li düzeylerin altındaki büyüme oranlarının istihdam iyileştirmesi yolunda yetersiz kalacağı yönündeki yaygın kanaat, bir kere daha akıllara geliyor!
Ödünleşme sürecinde “büyüme” faktörünün gerisinde kaldığı görülen “enflasyon” cephesi bakımından beklenilen “iniş trendine geçişe” dair kanıtların yokluğunda, ilgili beklentilerin de ötelendiği anlaşılıyor. Yakın hedef yıl sonu için %30’un altında kalan bir manşetin çıpalandığı; 2027 için aynı beklentinin %20’nin altına dahi çekil(e)mediği; tek haneli manşet beklentisinin ise OVP vade sonuna takvimlendiği görülüyor.
Karşımıza çıkan tabloda, hanehalkları başta olmak üzere, tüm ekonomik aktörlerin finansal tercih ve yönelişlerinde alışılmış yüksek enflasyon algı ve beklentisi dairesinde hayatlarına devam edecekleri okunuyor. Enflasyonda kırılamayan Katılık/Yapışkanlık/Yaygınlık yapısal sorunlarının; ekonomi yönetimince telaffuz edilen “Atalet” şemsiyesi altına sığmayacağı değerlendiriliyor.
Güncel OVP belgesi, aylardır sürdürülen enflasyon karşıtı politikaların formülasyon ve uygulamasının yeniden gözden geçirilmesi ve bütüncül etkinlik testine tabi tutulması gereğini işaret eden somut rakamları önümüze çıkarıyor.
Büyüme ve Enflasyon ile birlikte düşünüldüğünde, ekonomik göstergelerin üçüncü önemli bacağını temsil eden Ödemeler Dengesi bakımından İhracat ve Turizm gelir beklentilerinin düşük bir oranda da olsa, aşağı yönlü revize edilmesi; geri çekilmesi dikkat çekiyor.
Program hedeflerine ulaşmak için ayrılan kaynak bilgisi paylaşımında; Savunma Harcamaları kalemi, %226 oranı ile ilk sırada yer alıyor.
Artan Jeo-Politik gerginlik ve keskinleşen Eko-Politik dinamikler karşısında, OVP kapsamına ilk kez “Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık” başlığı altında doğal, teknolojik ve sosyal alanlarda risk faktörlerine karşı vaziyet etme kararlılığının paylaşıldığı görülüyor.
OVP söylem bütünlüğüne bakıldığında; “Merkez Ülke/Güçlü Merkez” ve “İmalat/Sanayi Eksenli Büyüme” kavramları ve “Gerçek Kahramanlar Üretenlerdir!” sloganı hafızalarda yer ediyor. Sanayi kesiminin “eşitler arasında birinci” konuma yerleştirildiği bir yaklaşımın ön plana taşındığı izleniyor.
Birikmiş ekonomik sorunlara çözüm ve değişik kesimlerin farklı beklentilerinin tamamına cevap olması beklenmeyen Orta Vadeli Program yaklaşımının güncellenmesi böylece sağlanmış; yasal gerek yerine getirilmiş bulunuyor. Bireyler açısından, finansal tercih ve davranışlarını değiştirecek yeni bir açılım ve/veya farklı bir kulvar açıl(a)madığını bir kere daha vurgulamak gerekiyor.
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
6 Ay vadeli %1,99 faizli ₺50.000'ye varan kredi
3 Ay vadeli faizsiz ₺25.000'ye varan taksitli nakit avans
Prof. Dr. Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
