Fed Sonrası Sıradaki Büyük Test: Trump–Xi Masasında Ne Var?
Fed’in 16 Eylül’de faiz artırmasının ardından piyasalar beklenenden daha sakin kaldı. Para pahalılaştı ama finansal sistemde belirgin bir likidite sıkışması oluşmadı. Şimdi bu dengeyi test edecek yeni bir gelişme geliyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng bu hafta sonu New York’ta görüşecek. Ardından 24 Eylül’de Donald Trump ile Xi Jinping Washington’da bir araya gelecek. Gündemde tarifelerden tarıma, nadir toprak elementlerinden enerji ve yapay zekâya kadar oldukça geniş bir başlık listesi bulunuyor.
İçeridekiler
Fed Sonrası Sıradaki Büyük Test: Trump–Xi Masasında Ne Var?
Fed’in 16 Eylül’de faiz artırmasının ardından piyasalar beklenenden daha sakin kaldı. Para pahalılaştı ama finansal sistemde belirgin bir likidite sıkışması oluşmadı. Şimdi bu dengeyi test edecek yeni bir gelişme geliyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng bu hafta sonu New York’ta görüşecek. Ardından 24 Eylül’de Donald Trump ile Xi Jinping Washington’da bir araya gelecek. Gündemde tarifelerden tarıma, nadir toprak elementlerinden enerji ve yapay zekâya kadar oldukça geniş bir başlık listesi bulunuyor.
Bu görüşmeleri önemli yapan şey yalnızca ABD ile Çin arasındaki ilişkiler değil. Fed ekonomiyi faiz yoluyla sıkılaştırırken Trump yönetimi ticaret tarafındaki bazı baskıları azaltmaya çalışabilir. Eğer tarifelerde kısmi bir gevşeme, Çin’in daha fazla Amerikan ürünü alması veya kritik mineral akışında rahatlama çıkarsa piyasalar bunu doğrudan bir Fed gevşemesi olmasa bile ekonomik baskıyı azaltan bir gelişme olarak görebilir.
Trump’ın Ara Seçimler Öncesi İhtiyacı
Trump açısından zamanlama oldukça önemli. ABD’de ara seçimlere yaklaşılırken ekonomi ve yaşam maliyeti Cumhuriyetçiler açısından yeniden hassas bir konu haline geliyor. Son anketlerde Trump’ın onay oranı yüzde 35 seviyesinde kalırken, genel Kongre tercihinde Demokratlar yüzde 44’e karşı yüzde 37 ile önde bulunuyor.
Burada son haftalarda takip ettiğimiz enflasyon verileri de önemli bir ayrıntı veriyor. Yakın dönem fiyat baskısı yeniden yükseliyor ancak bu hareket şimdilik ekonominin tamamına yayılan bir enflasyondan çok enerji tarafında yoğunlaşıyor. Benzin ve özellikle dizel fiyatlarındaki artış tüketicinin doğrudan hissettiği maliyetleri yukarı çekiyor. Fed’in de tam bu ortamda faiz artırmış olması Trump açısından rahat bir tablo değil.
Bu nedenle Trump’ın Çin ile yeni bir tarife savaşına girmesi ekonomik açıdan da siyasi açıdan da pahalı olabilir. Washington petrol fiyatını kısa vadede kolayca kontrol edemezken, tarifeler doğrudan hükümet kararlarına bağlı. Çin’den daha fazla Amerikan malı alınması Trump için önemli ama bazı ticaret maliyetlerinin düşürülmesi de artık en az bunun kadar değerli olabilir.
Xi Masaya Zayıf Oturmuyor
Fakat burada yalnızca Trump’ın ne istediğine bakmak hata olur. Çin ekonomisinin kendi sorunları devam ediyor ancak Xi’nin pazarlık eli sanıldığı kadar zayıf değil.
Bunun en önemli nedenlerinden biri kritik mineraller. Çin, özellikle nadir toprak elementlerinin işlenmesi ve tedarikinde küresel sistemin merkezinde. Washington’ın elinde gelişmiş çipler ve teknoloji kısıtlamaları varsa Pekin’in elinde de ABD sanayisinin ihtiyaç duyduğu kritik hammaddeler bulunuyor.
Enerji tarafında da Çin’in önemli bir ağırlığı var. Çin’in petrol talebi bu yıl yüksek fiyatlar karşısında ciddi biçimde geriledi. Deniz yoluyla ham petrol alımları yılın başında 11 milyon varilin üzerindeyken temmuz ve ağustosta yaklaşık 7 milyon varil/gün seviyelerine kadar düştü. Çin ayrıca ağustosta stoklarından günlük yaklaşık 639 bin varil petrol kullandı. Bu davranış, küresel petrol piyasasındaki sıkışmanın fiyatlara daha sert yansımasını bir ölçüde sınırladı.
Bu yüzden Çin petrol fiyatını tek başına belirlemiyor ama dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olarak ne zaman ve ne kadar alım yaptığı fiyat açısından önemli. Son haftalarda Çinli rafinerilerin özellikle Rus petrolüne yeniden daha agresif yönelmesi de ESPO fiyatlarını 120 doların üzerine taşıdı.
Trump’ın Çin’den almak istediği şeyler var ama Xi’nin de Trump’ın ihtiyaç duyduğu şeyleri verme gücü var.
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
4 Ay vadeli ₺65.000’ye varan kredi
3 Ay vadeli ₺25.000’ye varan nakit avans
3 Ay vadeli ₺10.000’ye varan kurtaran hesap
Asıl Pazarlık: Kim Neyi Verecek?
Bessent–He görüşmesinde tarife ateşkesinin uzatılması, kritik mineraller, ticaret ve yapay zekâ gibi başlıkların konuşulması bekleniyor. Aynı zamanda enerji ticareti giderek daha önemli hale geliyor.
ABD ile Çin, Amerikan LNG’sine uygulanan yüzde 15’lik Çin tarifesinin azaltılmasını veya tamamen kaldırılmasını görüşüyor. Bu konu yaklaşık 30 milyar dolarlık daha geniş bir karşılıklı tarife indirimi paketinin parçası olabilir. Çin’in ABD’den LNG alımları tarifelerin ardından büyük ölçüde durmuştu; şimdi yeniden başlaması gündemde.
Ham petrol tarafında henüz açıklanmış somut bir anlaşma yok ancak aynı mantık burada da geçerli. Çin’in Amerikan enerji ürünlerine yeniden yönelmesi Trump açısından ihracat artışı ve seçmene anlatılabilecek bir ekonomik kazanım yaratabilir. Xi açısından ise enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve bunun karşılığında tarifeler veya teknoloji kısıtlamalarında taviz almak değerli olabilir.
Bu nedenle ortaya çıkacak sonuç tam bir ABD–Çin barışı olmak zorunda değil. Daha gerçekçi ihtimal, çipler ve yapay zekâ gibi stratejik alanlarda rekabet devam ederken enerji, tarım ve bazı sanayi ürünlerinde ticaretin rahatlaması.
Fed Sonrası Denkleme Yeni Bir Değişken Giriyor
Mevcut rejimi “para pahalı ama likidite hâlâ var” şeklinde özetlersek, şimdi bu denkleme üçüncü bir değişken giriyor: maliyetler.
Enerji fiyatları yükselirken ticaret savaşı yeniden kızışırsa Fed’in karşısındaki enflasyon problemi daha zor hale gelebilir. Yüksek enerji maliyetinin üzerine yeni tarifeler eklendiğinde şirketlerin maliyetleri artabilir ve bunun bir kısmı tüketici fiyatlarına taşınabilir.
Fakat tersi de mümkün. Tarifelerin azaltılması ithalat maliyetlerini düşürebilir. Kritik mineral akışının rahatlaması üretim zincirlerindeki baskıyı azaltabilir. Enerji ticaretinin yeniden açılması da küresel petrol ve gaz akışlarının daha verimli işlemesine yardımcı olabilir.
Bunların hiçbiri Fed’in faiz indirmesi anlamına gelmiyor. Fakat finansal koşullar yalnızca Fed’den ibaret değil.
Fed frene basarken ticaret tarafındaki baskının azalması ekonominin taşıdığı yükün bir bölümünü hafifletebilir.
Bu nedenle yeni haftada piyasalar yalnızca Trump–Xi görüşmesinin fotoğrafına değil; hangi tarifelerin değiştiğine, Çin’in hangi Amerikan ürünlerini almaya hazır olduğuna, enerji ticaretinde ilerleme olup olmadığına ve kritik mineraller konusunda gerçek bir anlaşma çıkıp çıkmadığına bakacak.
Çünkü Fed sonrası piyasanın karşısındaki soru artık yalnızca “faizler ne kadar yüksek kalacak?” değil.
Para pahalı kalırken ekonominin diğer maliyetleri azalabilecek mi?
Trump–Xi görüşmesinin piyasa açısından gerçek önemi burada yatıyor.
Kerem Pirim
Finansal piyasalar, makroekonomi ve kripto piyasası üzerine içerik üreten bir analist ve yazardır.
