Fed'i Doğru Anlamak
Dünyada kurulu yüz yetmişi aşkın ülke Merkez Bankası arasında, Rezerv Para Amerikan Doları’nın patronu FED; “eşitler arasında birinci” konuma yerleşiyor. ABD Merkez Bankası, benzerleri arasında en büyük varlık sahibi ve küresel ekonomi üzerinde en yaygın etki yaratan kurumsal kimliği ile ön plana çıkıyor.
Fed'i Doğru Anlamak
Dünyada kurulu yüz yetmişi aşkın ülke Merkez Bankası arasında, Rezerv Para Amerikan Doları’nın patronu FED; “eşitler arasında birinci” konuma yerleşiyor. ABD Merkez Bankası, benzerleri arasında en büyük varlık sahibi ve küresel ekonomi üzerinde en yaygın etki yaratan kurumsal kimliği ile ön plana çıkıyor.
Nixon döneminin Hazine Bakanı Connally’nin; “Dolar bizim paramız, ancak herkesin sorunu!” sözünün “hükmünü icraya devam ettiğini” kabul etmek gerekiyor. Etki gücü ve sahasına bağlı olarak, her FED toplantısı ve/veya ilgili gelişmeler yakından takip ediliyor; Eko-Finans içerikli tüm değerlendirme ve yorumlara dahil ediliyor. Başta, eski Başkanlardan Janet Yellen olmak ve hatırlanmak üzere, “FED politika ve kararlarının sadece Amerikan ekonomisi esas alınarak oluşturulduğu!” gibi ifadelerin dünya piyasaları tarafından satın alınmadığı görülüyor.
Günümüzde FED; merkezi yönetim yapılanması yanında oniki farklı bölgesel federal banka ve sayıları yirmibeş bine ulaşmış çalışanları ile ABD için merkez bankacılığı rolünü üstlenen bir yapıya ulaşmış bulunuyor. Bu yönüyle, “Merkezi Otorite” ve “Son Çare Kredi Sağlayıcı-Lender of Last Resort” temel prensipleri üzerinde yükseliyor ve geçmişi 1694 yılına uzanan İngiltere (Merkez) Bankası’nın açtığı klasik Merkez Bankacılığı geleneğini sürdürüyor.
Klasik ve fonksiyonel merkez bankacılığı anlayış ile fonksiyonlarını yeniden hatırlamak gerekiyor: sistem istikrarının korunması; finansal panik/krizlerin önlenmesi ve/veya yönetimi; banka iflaslarına vaziyet etme; acil ve gereken nakit akışının sağlanması.
Merkez Bankalarının, “Bankaların Bankası” deyişiyle tarif edilmesine hak vermek gerekiyor ki; dünyanın Rezerv Parası sahibi FED’in, diğer tüm benzerleri arasındaki ayrıcalıklı yeri de işin cabasını oluşturuyor. Federal kimliği ile Başkanı; doğrudan ülke Başkanı tarafından atanan Federal Rezerv, Kongre’ye karşı denetim sorumluluğu altında çalışmalarını yürütüyor.
Yukarıda ifade edilen fonksiyonel görev ve yetenekleri saklı kalmakla birlikte, günümüzde, FED’in; Kongre tarafından verilen iki temel hedef-misyon çerçevesinde hareket etme yükümlülüğü bulunuyor: Fiyat İstikrarının Sağlanması (Enflasyon Yönetimi) ve İstihdam İyileştirme (İşgücü Yönetimi). Bu yönüyle FED, tek ana misyonu/görev tanımı “fiyat istikrarı” olarak tanımlanan mesela TCMB benzeri çok sayıda benzerinden ayrıştığı gibi, bu ana hedefler arasında tercih yapma, öncelik tanıma gibi bir opsiyona sahip olamıyor.
İşte, tam bu noktada FED’e özel “İkilem Sendromu” ortaya çıkıyor; Enflasyon bacağında iyileştirme (ağırlıkla faiz artışı opsiyonu) ve İstihdam kulvarında düzenleme ( çoğunlukla faiz indirimi opsiyonu) hedeflerinin etkinlikle hemhal edilmesi sorunu.. Üstelik, bu icraatı içerisi için (ABD ekonomisi) yapar iken, küresel etki ile yayılımını da görmezden gelme lüksü bulunmuyor!
Amerikan ekonomisinde 1814 yılından başlayarak FED’in kuruluş tarihi olan 1913 yılına geçen bir asırlık sürede tam onüç farklı bankacılık krizinin yaşandığını hatırlatmak gerekiyor. Bunlar arasında, son çare kredi sağlayıcı/kurtarıcı rolünü bizzat J.P. Morgan’ın üstlendiği 1907 Krizi, FED’in doğuşunun önünü açan gelişme olarak değerlendiriliyor. Benzeri durumların önceden engellenmesi ve “piyasa kurtaran aslanlara ihtiyaç duyulmaması!” savı ile gidilen yapılanma;
merkezi ( Guvernörler Heyeti), yerel (Bölgesel Federal Rezerv Bankaları) ve karma (Açık Para Komitesi) katmanlı bir yapıdan oluşuyor.
Bugünkü yapısı ve işlevselliği göz önüne alındığında, çağdaş FED’ in, Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucu babalarının ideal ve ilkelerine ne kadar uyumlu geliştiği; Jefferson’ın bankacılıkla ilgili şüphelerine ne oranda çözüm getirdiği; Hamilton’un mali mimarisinin hangi kademede karşılandığı; Jackson’ın oyun değiştiren hamlesinin hangi etkilere yol açtığına dair tartışmalar halen devam ediyor.
Akademik tartışmalar bir yana bırakılmakla birlikte, FED’in, diğer onlarca merkez bankası arasında farklı bir oryantasyon ve yapılanma sergilediğini vurgulamak gerekiyor. Benzeri kurumların hemhal olageldiği “kurum bağımsızlığı”, “araç bağımsızlığı” gibi politika platformlarında yer almakla birlikte, ABD Hegemon Siyaseti ve Wall Street gibi özellikli dinamikler ile farklı bir etkileşim içinde geliştiği izleniyor. İlaveten, yönetimdeki ABD Başkan profil ve tercihleri de ağırlıklı rol etkisi oluşturduğu biliniyor.
Yakın zamanların FED tablosuna bakıldığında, kendisine takılan “Maestro-Üstat” lakabını; Konut Kredisi balonu oluşumundaki aymazlığı ile sorgulatan Alan Greenspan; 2008 Krizinde iflaslara yol veren Ben Bernanke; mevcut durumu idare eden Yellen; COVİD Krizinde bilanço ve emisyonu ikiye katlayan Powell akla geliyor. Uzun zamandır bünyede ve “kurulu hakim düzen” içerisinde bulunan, sistemin adamı Kewin Warsh’ın atanması üzerinden kısa bir zaman geçmiş bulunuyor.
Faiz indirimi beklenti ve telkinleri ile Başkan Trump tarafından göreve getirilen Warsh, ilk iki Açık Komite toplantısı ve kararı sonrasında “ortaya karışık” mesaj ve görünüm vermeyi sürdürüyor. Aynı konuşma içerisinde “şahin” ve “güvercin” duruş ile mesajları birlikte ifade etmekten geri durmuyor. Hedef belirleme; nokta grafik paylaşımı ve hatta “sözlü yönlendirme” gibi yerleşik uygulamaları sürdürmeyeceğini beyan ediyor.
Hemen ilk toplantıda açıkladığı bir kararla, beş adet “görev gücü” oluşturarak, enflasyon ölçümü başta olmak üzere her konunun sorgulanacağını deklare ediyor. Bu yenilikçi yapılanmanın; daha katılımcı bir yöneliş mi; yoksa, “meseleleri komisyonlara havale ederek top çevirme” taktiği ile yapıldığı konusu tartışmaya açılıyor.
Başkan Trump’ın, faiz indirimi yönünde karar yokluğunda dahi “tam destek” vadeden güncel açıklamalarına bakılarak; Warsh ile arasında “danışıklı bir mutabakat bulunduğu” üzerinden yapılan değerlendirmelerin de taraftar kazandığı görülüyor. Her ne kadar, tüm geçmiş başkanları tarafından kategorik olarak ret edilse de, FED’in siyaset ile seçim dinamiklerine kayıtsız olmadığı değerlendiriliyor; Warsh, ilk plan okumasında, “Bekle-Gör” tutumunu öncelemiş görünüyor.
FED’in yeni Başkan Warsh idaresinde yürüteceği politikaları ve benimseyeceği pozisyonları do(sdo)ğru okumak için daha geniş bir zaman ve gözleme ihtiyaç duyulduğu anlaşılıyor. Şimdi gözler, ay sonunda düzenlenecek Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumuna çevrilmiş bulunuyor.
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan kredi
3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan taksitli nakit avans
3 ay vadeli 50.000 TL'ye varan taksitli ek hesap
Prof. Dr. Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
