DCGAP Oyununda Yeni Perde

Küresel piyasalarda ve finansal varlık fiyatlarında, tempo düşürmeden süregelen değişim ile oynaklıkların; tekil ve gelip-geçici değerlendirmelerden ziyade, dikkatle yapılandırılmış genel bir çerçeve üzerinden okunması gerekiyor.


Prof. Dr. Murat Ferman Yayınlama: 24.08.2026 | Güncelleme: 24.08.20267 Dakika Okuma

DCGAP Oyununda Yeni Perde logosu

DCGAP Oyununda Yeni Perde

Küresel piyasalarda ve finansal varlık fiyatlarında, tempo düşürmeden süregelen değişim ile oynaklıkların; tekil ve gelip-geçici değerlendirmelerden ziyade, dikkatle yapılandırılmış genel bir çerçeve üzerinden okunması gerekiyor.


Sadece ortaya çıkan anlık gelişme ve gözlenen sendromlar üzerinden giderek ve/veya algı temelli değerlendirmeler kıskacına sıkışarak “ana resme ulaşmak” mümkün olmuyor. Üstelik, finansal gelişme ve dinamikler, sadece “ümit ve hayal ederek” ne şekillendirilebiliyor; ne de tutarlı izah ve kestirimlere konu edilebiliyor.


Örnek vermek gerekirse, Altın’ın; iç ve dış piyasalarda sadece geçtiğimiz bir hafta içerisinde %5 değer kazanımı veya aynı zaman aralığında, Kripto Varlık cephesinde yaşanan beş yüz milyar Dolarlık değer artışı ( Bitcoin için tam oniki hafta sonra %23, Etherum için tam yirmi yedi hafta sonra ve sayılı saat içinde %29 düzeyinde yukarı yönlü ralli) gibi gelişmelerin arka planlarını okumak; geçerli bir çerçeveye bağlamak anlam kazanıyor.


Frekans ve montan bakımından yüksek seviyede seyreden bu gibi hareketlerin bir başka güncel örneğini Petrol’de görüyoruz; sadece saatler içinde, referans varil fiyatları 90’lı Dolarlara “fırlarken”; bir anda aşağı yönlü bir salınım ile, 60’lı Dolarları test etmeye başlıyor.


Finansal piyasalar ve varlık fiyatları üzerinden, an itibarıyla, 3S (SÜRGİT SALINIM SENDROMU) olgusu yaşandığını teşhis etmek ve bu şekilde tanımlamak da ancak ilk adımı oluşturuyor.

Arka Plan Okumaları üzerinden sağlam ve ileriye yönelik tahmin ve öngörülere temel teşkil edecek bir açıklayıcı yapıya; güvenilir bir şemaya ve zaman içinde geçerliliği test edilebilir bir çerçeveye, her zaman ihtiyaç duyuluyor.


Bu kurgunun, mahiyeti itibarı ile Eko-Politik örgü ve karakteristikler üzerinden inşa edilmesi gerekiyor. Zira, özellikle günümüz şart ve koşulları bunu dikte ediyor; Jeo-Politik gelişme ve gerginliklerin, Eko-Politik dinamik ve gelişmeler üzerinden piyasa ve finansal varlık değerlerini adeta “biçimlendirdiği” bir dönem yaşıyoruz.


Sönümlenme aşamasına geçtiği Nisan Ayı ortalarından bu yana piyasaların “ateşkeste mutabakat haberi beklediği” Körfez Savaşı sürecinde, 17 Haziran’da başlatılan altmış günlük müzakere dönemi sonuçsuz kaldığı gibi, benzeri yeni açılımların taraflar nezdinde devre dışı bırakıldığı görülüyor. Böylece, piyasaların “kerteriz alacağı” herhangi bir vade ve/veya eko-politik çıpa göstergesi kalmıyor ve hatta “piyasalar beklentileri fiyatlar/satın alır; gerçekleşme durumunda satışa geçer!” başparmak kuralı bile devreden çıkmış bulunuyor.


ABD tarafı, yeni bir açılımla; “eşi benzeri görülmemiş Ekonomik Savaş” kartını devreye sokuyor ve hasımı İran kadar, İran ile ekonomik ilişkide bulunan üçüncü tarafları da çemberin içine çekiyor. İlginç bir zamanlama ile, İran’ın birinci sıradaki tedarik / ithalat ülkesi Birleşik Arap Emirlikleri, Trump açıklamasından bir gün evvel tüm ticari ilişkileri kestiğini ilan ediyor. Takip eden ve İran ile en yüksek ticari ilişkilere sahip iki ihracatçı ülke olarak karşımıza Çin ve Türkiye çıkıyor.


Ortaya çıkan yeni söylem ve ekonomik yaptırım tehditleri, Kanada-ABD arası Ticaret Görüşmelerinde yeni ve uzlaşma yoksunu bir dönemin başlangıcı ile çakışıyor.

Yeni açılan bu yolda kendisine çok iş düşeceği anlaşılan ABD Hazine Bakanlığı, yaklaşan Kasım seçimleri öncesinde kredi faiz oranlarını, başta kendi vatandaşları için düşürme amacıyla, tahvil geri alım likiditesini, 9 Eylül-4 Kasım tarihleri arasında arttırdığı açıklamasını paylaşarak, ani bir piyasa etkisi tetikliyor. Böylece, FED’in yakın dönem için olasılığı düşen bir “faiz azaltma kararı” benzeri etki yaratmayı amaçlıyor ve elbette aynı anda Altın’ın önünü açıyor; Güçlü Dolar duruşunu gevşetmiş oluyor. Hazine açıklamasının hemen ardından Altın ons başına, tek harekette, yüz Dolar artış gösteriyor. Piyasanın, tahvil fiyatları üzerinden verdiği hızlı tepki de dikkate değer bulunuyor.


Güçlü Dolar sendromuna ara verme anlamı taşıyan bu adımın; Amerika’nın toplam kamu borcunun ilk kez kırk trilyon Doları; yıllık faiz ödemelerinin ise bir trilyon tutarını aştığı güne denk gelmesine de şaşırmamak gerekiyor. Çünkü, bu güncel gelişmeler, sahnede olan ana çerçeve ve oyun kurgusunun yeni aşamalar ile sür(dürül)düğüne; yeni bir perde açıldığına işaret ediyor.


Seksen yılı geride bırakan, kurucusu ve banisi Amerika Birleşik Devletleri olan yerleşik Küresel Eko-Finansal Düzen, tüm yıpranmışlık; eleştiri ve karşı saldırı ile alternatif arayışlarına karşın varlığını sürdürüyor. SWIFT (Uluslararası Ödemeler Sistemi) ve Rezerv Para (ABD Doları) yapı(landırma) elemanları başta gelmek üzere, ABD; dünyanın en büyük silahlı güç sahipliği ve benzeri “oyun kurucu” pozisyonlarını koruyor.


Başkan Trump’ın seçim ve şahsında, bilinen kurallar ile beklenen yerleşik kod ve uluslararası duruşları adeta zorlayarak da olsa, kendi baskın yapılanmasında yoluna devam eden ve tarihsel emperyal – egemen örneklerine benzer biçimde “her zaman kazanan taraf kalmayı hedefleyen” bir “Yeni Roma” karşımızda duruyor.


Yerleşik Oyun Teorisi (Game Theory) kuralları çerçevesinde, “her hal ve şartta oyunu kuran/ oynatan/tahsilatı yapan tarafın kazançlı çıktığı” bir serimde kurgulanmış; ustaca hazırlanmış mekanizma ile karşılaşılıyor:


“DCGAP” kavramı; D ( Amerikan Doları ); C ( Kripto Varlıklar ); G ( Altın ); A ( Silah/Savunma Sanayi ); ( Petrol ) kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor ve güncel Eko-Politik dinamikleri okumada kullanılacak bir genel şema/çerçeve/kurgu/oyun planı niteliklerini taşıyor.


Bu modellemenin ilk iki harfinin temsil ettiği başkentinden ( Washington D.C. ) ve takip eden diğer harflerin işaret ettiği anlamdan ( GAP – Boşluk ) hareketle, “Oyun Sahibi ABD” tarafından hiç ara verilmeden; boşluk bırakılmadan düzenli olarak sergilenen, tekrarlanan bir kurgu ile süreç karşımızda durduğu gerçeği ifadesini buluyor.


Başkan Trump’ın ikinci; ABD’nin 47. Başkanlık dönemi ile birlikte “sahneye konularak sergilenmeye başlanan”, sağlam senaryolu bir oyuna; büyük bütçeli bir yapıma işaret etmek gerekiyor. Ana kurguyu oluşturan parametrelerin tamamı ortak bir noktada buluşuyor ve ABD’nin “bir numaralı küresel aktör” kimliği altında boy gösteriyor:


ABD Doları; cari Rezerv Para kimliği ile tamamen Amerika’nın tasarrufunda; Kripto Varlıklar bakımından ABD açık ara önde; dünyada en fazla Altın gene ABD elinde; Savunma Sanayi kulvarında bir numaralı ülke ve nihayet artık Petrolün (Venezuela operasyonundan sonra tüm mamul gamında) en büyük tedarikçisi konumuna geliyor.


Trump’ın görevi devralması ile birlikte, aniden bir “Kripto Sevdası” sergilemeye başlamasını; senelerdir sürdürülen ve başta Altın olmak üzere tüm finansal varlık ve piyasaların nefesini kesen Güçlü Dolar politikasını gevşetilmesi tercihini ( dış borç ödemelerini iskonto etmek amaçlı); Altın ve Gümüşün birlikte yol verilerek çılgın ralli ile zirveye çıkarılıp, tekrar çak(tır)ılması operasyonunu; ABD mahreçli Petrol fiyatlarının fiyat ve miktar kalemlerinde en az bir kat değerli hale getirilmesi; NATO üyelerine yeni savunma harcama faturalarının dayatılması benzeri tüm güncel gelişmelerde hep aynı formül işletiliyor :

Amerika Birleşik Devletleri, en avantajlı olduğu bu beşli kurguyu; Ticaret Savaşları benzeri yan prodüksiyonlar ile destekleyerek, her türlü gelişme ve piyasa salınımında, “değişmeyen kazanan” olmayı sürdürüyor. Dolar paritesinde gerileme yaşanıyor; Altın zirve yapıyor; Kripto tarihi rekor kırıyor ve hemen sonrasında çöküş yaşıyor; her gelişmede ABD karlı çıkıyor.


Geçtiğimiz hafta ABD borcunun kırk trilyonu aşması ile eş zamanlı olarak; Güçlü Doların geri çekilip, Altın ve yancısı Gümüşe yol verilmesi (bir haftada %5 artış) , Kripto Varlıkların, uzun haftalar sonra yeniden ciddi ralliye sokulması (dört günde yaklaşık %30 artış) benzeri güncel gelişmelere de herhalde şaşırmamak gerekiyor; kurulu senaryo, yeni partisyonları ile sergilenmeye ve hükmünü icraya devam ediyor.

Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Yeni Müşterilere ÖzelSponsor
promoSadece Hesap'ta!
Faiz oranı
Vade
Toplam tutar₺100.000

HESAP koduyla 2.000 TL'ye varan chip-para

3 Ay vadeli 75.000 TL’ye varan taksitli artı para

3 Ay vadeli 25.000 TL’ye varan taksitli avans

Detay
Tüm faizsiz fırsatlar
Prof. Dr. Murat Ferman

Prof. Dr. Murat Ferman

Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.