Para Ve Para’nın Türlü Halleri
Güncel haberlere göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın “Dijital Türk Lirası” için sürdürdüğü çalışma ve hazırlıklar, pilot ve simülasyon aşamalarına ulaşmış bulunuyor.
Para Ve Para’nın Türlü Halleri
Güncel haberlere göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın “Dijital Türk Lirası” için sürdürdüğü çalışma ve hazırlıklar, pilot ve simülasyon aşamalarına ulaşmış bulunuyor.
CBDC koduyla sınıflandırılan Merkez Bankası Dijital Para Birimi’ni, “Kripto Para” veya “Banka Mevduatı” gibi yerleşik finansal değerler ile karıştırmamak; otoritenin çıkardığı “Kağıt Para” için yasal, dijital ve birebir karşılık olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu yönüyle, yakında tedavüle girecek Dijital Türk Lirası, devlet güvencesindeki itibari paranın yeni ve daha çağdaş bir formunu temsil ediyor ve “Para” kulvarında yeni bir dönüşüme işaret ediyor.
Mevcut Banknot, Kart ve EFT/FAST sistemlerini destekleyecek ek bir ödeme kanalı kimliği ile Dijital Türk Lirası’nın; dünyadaki benzer gelişmelere paralel bir ilerleme imkan ile açılımını ülke ekonomimize kazandıracağına dair şüphe bulunmuyor. Ülkemizde ve dünyada “Dijital Para” eksenli olarak yaşanan gelişmeler, “PARA” kavramının nerden; nereye geldiği soru ve merakını akıllara getiriyor.
İnsanlık tarihinde PARA’nın ortaya çıkışı onbir bin yıl öncesine dayanıyor. Antik Çağ’dan bu yana kullanılan farklı tür ve fonksiyonları ile sürekli gelişim gösterip; büyük dönüşümlerin yolunu açan Para’nın Öyküsünde bugün, artık “Dijital Para” aşamasına ulaşılmış bulunuyor.
Tanınmış İktisatçı Friedrich von Hayek’in; “ Ekonomi; insan eliyle yapılmaz ama içinde insan vardır! ” sözünü arka planda tutmak kaydıyla, Para’nın geçirdiği aşamaları hatırlatmak, yaşadığı ve yaşattığı tarihsel dönüşümlere göz atmakta fayda bulunuyor:
Para’nın fiziksel olarak ortaya çıkışından evvel işlevsel varlığının ilk ve öncü aşaması olarak “Trampa/ Değiş-Tokuş Parası” karşımıza çıkıyor. M.Ö. 9000’li yıllardan başlayarak M.Ö. 600’lere kadar süren döneme “Paranın Kuluçka Dönemi” etiketini yakıştırmak gerekiyor. Günümüzde Barter/Takas başlığı altında varlığını sürdüren bu öncü yapılanmada; tuz ve tuz standardı kavramlarının ön plana çıktığı; altın ve tuz değerlerinin eşit olarak kabul edildiği biliniyor. Dilbilimcilere göre, günümüzde kullanılan “ salary (ücret) ” sözcüğünün kaynağını; “salario (tuz) “ kelimesi oluşturuyor.
Paranın öyküsünde ikinci aşamada karşımıza “Mal/Meta Para” çıkıyor. İnsanlığın ilk fiziksel varlık sahibi para biriminin gene kendi ürettiği mallar olduğu görülüyor. “Sümer Arpası” ile açılan yolda, çivi yazısı ile ilk kez düzenli finansal-ticari kayıt sistemine geçiliyor ve deniz kabukları, çay, boncuk gibi metalar para fonksiyonunu üstleniyor.
Altın madenini “tanrıların malı” yaklaşımı ile tapınaklara depolayıp, genel dolaşıma çıkışının önünü kesen Sümerlerin M.Ö. 3000’lerde tarih sahnesinden çekilmesi ile birlikte, altın; gümüş ve bakır madenlerinin “Tartılan/Tartı Para” formunda kullanılmasına geçiliyor; değerli madenler dolaşıma alınıyor. Devletler arasında altın; tüccarlar arasında gümüş ve halk arasında bakır madenlerinin daha yoğunlukla kullanıldığı anlaşılıyor.
Bu dönem ile birlikte Tartı Paralar için, değerli metalin toplam ağırlık/tartı içerisindeki net miktarını ifade eden “ayar” ve “saflık” kavramları devreye giriyor. Paranın gelişim sürecinde kritik ve belirleyici bir aşama olan Tartı Para nosyonu; günümüzde külçe, sikke, grams gibi farklı formlarda varlığını sürdürüyor.
M.Ö. 600 ’lü yıllar ile birlikte, “ Madeni Para/Sikke ” dönemine geçiliyor ve bu işin öncülüğü Lidya Medeniyeti ve Kral Karun’a atfediliyor. Genel-geçer bir ifadeyle; “parayı bulan ulus ve hükümdar” olarak tarihe geçen bu antik medeniyet, külçe veya çubuk formundaki Tartı Para’yı, küçük ebatlara disk ve sikke formunda bölerek/dönüştür iken, aynı anda ağırlık ve ayar standartlarını “devlet garantisi” altına almayı başarıyor.
Lidya’nın (dünyanın ilk madeni parası) olan 1 Stater’in; 14 gram ağırlığında ve %73 Altın,%27 Gümüş terkibinde olduğu biliniyor. Böylece, devletlerin varlık ve hükümranlık hakları ile Para arasındaki ilişki dinamiği kurulmuş; merkez bankalarının yolu açılmış oluyor. Arkasındaki devlet garantisi ve standart değeri ile Madeni Para, farklı coğrafyalarda işlem görme aşama ve evresine taşınıyor.
Tarih skalasında Milattan sonraki dönemin ilk yıllarında Kağıt’ın Çin coğrafyasında icat edildiği kayıtlara geçiyor. Ancak, kağıdın paraya dönüşmesi için yedi asır ve Tang Hanedanlığı Dönemi bekleniyor. Üstelik, yüz yıllardır kullanılan ve Yuan (Yuvarlak Şey) olarak adlandırılan Madeni Para alışkanlığı kazanan halkın; Kağıt Para’yı; “Jiaozi (Uçan Para) deyişi ve şüphe ile karşıladığı kayıtlardan okunuyor.
” Uçan Para” yaklaşımı kısa sürede geniş coğrafyalara ulaşıp; Rönesans İtalyası’nda en rafine kurgusuna kavuşuyor ve Venedik, adeta “yeni dönemin Lidyası” etiketi sahibi olarak tarihteki yerini alıyor. Dönemin akil kişilerinden Pisa’lı Fibonacci’nin 1202 yılında geliştirdiği hesaplama metodu ile FİNANS MATEMATİĞİ’nin temelleri ve EKO-FİNANS Birikimi esasları ortaya konuluyor. Gelecekteki bir gelir akışının iskontolu değerini gösteren “ Net Bugünkü Değer” formülünün icadı ile tüm parasal hesaplamaların yapılması imkan dahiline giriyor. Halen geçerli TEMEL BİLANÇO/MUHASEBE İlke ve Tekniklerinin yanı sıra, BANKACILIK Disiplini ana işleyiş kuralları tesis ediliyor.
Ticari Bankacılıkta öncülüğü alan İtalya; iş Merkez Bankacılığına geldiğinde, yerini İngiltere’ye bırakıyor. 1694 yılında kurulan İngiltere Merkez Bankası; kasasına depoladığı altın değeri kadar Kağıt Para basarak ve istendiği anda altın para ile birebir değiştirme garantisi vererek, devlet temsilcisi Merkez Bankacılığı ve “Altın Standardı” evresini başlatıyor. Tarihsel gelişim sürecinde, Para; ilk kez, “altın karşılıklı borç/taahhüt senedi” güvencesi ile taçlandırılma aşamasına adım atmış oluyor. Kağıt Para’nın küresel düzeyde kabulünü sağlayan gelişme ise 1872 Paris Konferansı olarak beliriyor; Avrupa ülkelerinin, Kağıt Para için yalnızca altın referansı kullanımı ve ülkeler arası ödemelerin altın külçesi ile yapılması kararlarına yedi yıl sonra ABD de katılıyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrası düzenlenen Bretton Woods Anlaşması ve paralel gelişmeler sonrasında, 1913 yılından beri uygulamada olan “%40 altın karşılığı banknot basımı” ilkesi devreden çıkarılıyor ve Rezerv Para olarak Amerikan Doları kabul ediliyor. Ülkelerin basacağı ulusal paraların karşılığı ABD Doları; Amerika’nın basacağı Doların karşılığının ise altın olması benimseniyor. İngiltere Merkez Bankası’nın dahi “banknot ibrazında fiziksel altın ödeme” taahhüdünü 1936 yılında kaldırdığı bir eko-politik sistemde, 1 ons altın = 35 ABD Doları çıpası, o dönemde, evrensel güven sağlayıcı etkide bulunuyor.
Ancak, dolaşımdaki Dolar miktarını eldeki altın stoğunun yirmi kat üstüne çıkarma becerisini! gösteren Amerika’nın oyunu, Fransa tarafından faş edilince, gidişat değişiyor ve bu günden tam elli beş yıl önce 15 Ağustos 1971’de Başkan Nixon, “altın karşılığı/standardı” yerleşik uygulamasını fiilen sonlandırıyor. “Altın Standardı Penceresi kapandı!” gibi diplomatik ifadeler, ABD Doları ve tüm para birimlerinin bir anda karşılıksız Kağıt Paralara dönüştüğü gerçeğini değiştirmiyor.
Dijital Para’ya uzanan gelişim sürecinde 1977 yılı önemli bir dönüm noktası sayılıyor. Brüksel merkezli SWIFT (Uluslararası Finansal Telekomünikasyon Sistemi) mekanizmasının kurulması ile birlikte “Sanal Para” dönemi operasyonel hale getirilmiş bulunuyor. Seksen yılı aşkın bir süredir ABD patronaj ve Dolar-FED senyorajında süregelen kurulu Eko-Finansal Mimari, şimdi Sanal Para döneminde üstünlüğünü korumaya çalışıyor. 1971’deki büyük kırılma döneminin ABD Hazine Bakanı John Connally’nin, Sanal Para döneminde de geçerliliğini koruyan sözüyle; “Dolar, Amerika’nın parası ama herkesin problemi” konumunu sürdürüyor.
Tarihsel gelişimi içerisinde farklı temeller ve kabuller üzerinde yükselen Para’nın türlü halleri karşımızda duruyor. Para’nın Geleceği üzerine değerlendirmeleri izlemek ve kavramak adına gelişimci bir perspektiften hareketle günümüze gelme yaklaşımını kıymetli buluyor ve Keynes kaynaklı bir değerlendirmeyi “güncelleştirerek” tamamlıyoruz:
“Para, değer ölçütü ve ölçüsüdür, ancak, bir paranın değerinin üretildiği maddeden/dijital kapasiteden kaynaklandığını sanmak; bir tiyatro bileti ile tiyatro oyunu karıştırmaya benzer!”
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan kredi
3 ay vadeli 25.000 TL'ye varan taksitli nakit avans
3 ay vadeli 50.000 TL'ye varan taksitli ek hesap
Prof. Dr. Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
