Savaşın Eko-Politik Kurgusu

Dördüncü haftasına giren Ortadoğu Savaşı, “jeo-politik çatışmaların; eko-politik dinamikleri şekillendireceği” yargısına yeni ve kuvvetli bir destek sağlıyor.  Körfez’deki sıcak savaş gölgesinde kalan ve dördüncü yılına giren Ukrayna Savaşını da benzer şekilde ele almak gerekiyor.


Murat Ferman Yayınlama: 23.03.2026 | Güncelleme: 06.04.20266 Dakika Okuma

Savaşın Eko-Politik Kurgusu logosu

Savaşın Eko-Politik Kurgusu

Dördüncü haftasına giren Ortadoğu Savaşı, “jeo-politik çatışmaların; eko-politik dinamikleri şekillendireceği” yargısına yeni ve kuvvetli bir destek sağlıyor.  Körfez’deki sıcak savaş gölgesinde kalan ve dördüncü yılına giren Ukrayna Savaşını da benzer şekilde ele almak gerekiyor. Bu süreçte, Avrupa’nın ucuz Rusya enerji tedarik rutini kırılmış; NATO üzerinden yeni bir askeri mimari yapılandırılmış bulunuyor. ABD baskısıyla Rusya’ya dayatılan ekonomik ambargo ile Çin’e yönelik ticaret ve teknoloji temelli kısıtlamalar da, gündemdeki Ticaret Savaşları ekseninde sürdürülüyor.


Kıt kaynaklara ulaşma ve hasmına üstünlük sağlama için “zor kullanma” opsiyonunu temsil eden savaş mantığı, bu kez Körfez coğrafyasında yaşanıyor ve gelişmeler endişe ile izleniyor. Söz konusu savaşın sebepleri, amaçları ve sonlanma senaryo ile şartları konusunda ortaya zorlu soruların geldiği görülüyor.


Bu bakımdan, ekonomik-finansal dinamikleri anlama ve arka plan okumaları ile bakış açısı kazanma yolculuğuna; geniş çerçeveli bir jeo-politik / eko-politik Durum Tespiti ile başlamak gerekiyor:


Son büyük savaş ile kurulmuş ve seksen yılı geride bırakmış olan yerleşik küresel düzen, başlıca kurucu ve yürütücüsü olan ABD’nin yerleşik finansal mimarisi üzerinden varlığını sürdürüyor. Bu yapılanma ve işleyişte, “rezerv para” ve “uluslararası ödemeler sistemi” başta olmak üzere, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası gibi kurum ve mekanizmalar yer alıyor. Sistemin egemen gücü ABD’ye karşı Rusya ve Çin öncülüğünde yürütülen eko-politik mücadelenin temelinde,” Amerikan Dolarını rezerv para statüsünden uzak düşürme” ana amacı bulunuyor.


Dördüncü haftasına giren Ortadoğu Savaşı, “jeo-politik çatışmaların; eko-politik dinamikleri şekillendireceği” yargısına yeni ve kuvvetli bir destek sağlıyor.  Körfez’deki sıcak savaş gölgesinde kalan ve dördüncü yılına giren Ukrayna Savaşını da benzer şekilde ele almak gerekiyor. Bu süreçte, Avrupa’nın ucuz Rusya enerji tedarik rutini kırılmış; NATO üzerinden yeni bir askeri mimari yapılandırılmış bulunuyor. ABD baskısıyla Rusya’ya dayatılan ekonomik ambargo ile Çin’e yönelik ticaret ve teknoloji temelli kısıtlamalar da, gündemdeki Ticaret Savaşları ekseninde sürdürülüyor.


Kıt kaynaklara ulaşma ve hasmına üstünlük sağlama için “zor kullanma” opsiyonunu temsil eden savaş mantığı, bu kez Körfez coğrafyasında yaşanıyor ve gelişmeler endişe ile izleniyor. Söz konusu savaşın sebepleri, amaçları ve sonlanma senaryo ile şartları konusunda ortaya zorlu soruların geldiği görülüyor.


Bu bakımdan, ekonomik-finansal dinamikleri anlama ve arka plan okumaları ile bakış açısı kazanma yolculuğuna; geniş çerçeveli bir jeo-politik / eko-politik Durum Tespiti ile başlamak gerekiyor:


Son büyük savaş ile kurulmuş ve seksen yılı geride bırakmış olan yerleşik küresel düzen, başlıca kurucu ve yürütücüsü olan ABD’nin yerleşik finansal mimarisi üzerinden varlığını sürdürüyor. Bu yapılanma ve işleyişte, “rezerv para” ve “uluslararası ödemeler sistemi” başta olmak üzere, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası gibi kurum ve mekanizmalar yer alıyor. Sistemin egemen gücü ABD’ye karşı Rusya ve Çin öncülüğünde yürütülen eko-politik mücadelenin temelinde,” Amerikan Dolarını rezerv para statüsünden uzak düşürme” ana amacı bulunuyor.


1970’lerin başında Amerikan Doları için “altın karşılığı/teminatı” sistemini sonlandıran ABD, uluslararası ödeme sistemi (SWİFT) üzerindeki kontrolünü elden bırakmıyor. Ticaret-ödeme ve ulusal rezerv biriktirme kulvarlarının hakimiyeti Amerikan Doları üzerinden okunuyor. Dünyanın en büyük ekonomisi, aynı zamanda, dünyanın en borçlu ülkesi olmayı sürdürüyor; dış borç tutarının, bu sene içinde kırk milyar dolara ulaşması bekleniliyor. İşte tam bu noktada, Trump eliyle yürütülen ustalıklı Amerikan eko-politik manevrası dikkatleri çekiyor.


İkinci dönemine başlamadan hemen önce Başkan Trump, iki kritik adım atıyor; sürpriz bir açıklamayla ülkesini “gezegeninin kripto merkezi” haline getireceğini ve “depodaki fiziksel altınları kontrol edeceğini” ifade ediyor. An itibarıyla ABD, kripto varlıklar ve fiziksel altın kategorilerinde dünyada ilk sırayı alıyor. Rezerv para Amerikan Doları ve tahvilleri zaten tamamen kendi patronajında bulunuyor. İlaveten, dördüncü kategori olarak petrol kartı devreye giriyor; dünyanın en büyük petrol üreticisi artık ABD haline geliyor.


Şimdi, yalın bir arka plan okuması ile çalışan eko-politik çerçeveyi değerlendirmek mümkün oluyor; ABD senelerdir süren Güçlü Dolar politikasına mola ile Altın’a yol verirken, aslında dış borcunu önemli oranda iskonto ediyor; üstelik fiziksel Altın üzerinden kazançlı çıkıyor. Kripto varlıklarda tarihi zirve ve/veya çöküş yaşandığı anlar için de, kazanç-kayıp tablosunda, son toplamda hep kazançlı çıkan ABD ekonomi gücü oluyor. Formül parametreleri değişse de, sonuç aynı kalıyor, denkleme eklenen Petrol faktörü üzerinden de ABD kazançlarını arttırma opsiyonunu gene işletiyor. Nitekim, Trump; “savaş etkisiyle artan petrol fiyatlarının Amerika’ya kazandırdığını” net biçimde ifade etmekten geri durmuyor.


Bu kurgulanmış eko-politik süreç ve yerleştirilmiş mekanizmanın ABD’nin dikkatle gözetmesi gereken incelikleri bulunuyor. Rezerv paranın zayıflaması; dış borç iskontosu bakımından çok   yarayışlı olmakla birlikte, Çin ve Rusya liderliğindeki “alternatif rezerv/ticaret parası” arayışlarına yol verecek bir düzeye indirilmemesi gerekiyor. Savaşın başlamasıyla birlikte, Dolar ve Tahvil bakımından yaşanan ve Altın’ı baskılayan değer kazanımları, ABD açısından şu anda alarm işareti verecek bir durumun bulunmadığını gösteriyor. Üstelik, savaşın hemen öncesinde IMF sözcüsü tarafından verilen; “Amerikan Dolarının rezerv para olma rol ve gücü  devam ediyor!” açıklamasını da hatırlatmak gerekiyor.


Ayrıca, petrol fiyatları artışı ile Rusya’nın, daha önce aynı metotlarla elinden alınan “daha yüksek fiyattan daha yüksek gelir” avantajına yeniden erişmesi ihtimaline karşı vaziyet edilme ihtiyacı bulunuyor. Bu faktörün, savaşın sönümlenmesi ve sonlandırılması süreci bakımından sınır-vade koyucu rol oynaması bekleniliyor. 


Nihayet, senelik hacmi bir trilyon Dolara erişen küresel silah sanayinin lideri olan ABD, önceden satılmış silah ve mühimmatın kullanımı yoluyla yeni pazar hacimleri yaratılması sürecinin şimdiden mutlak galibi görünüyor. Nitekim, Ukrayna ve şimdi Körfez savaşlarına giden yolda silah satışlarını rekor düzeylerde arttırmak ile övünen Başkan Trump, Körfez ülkelerinden, savunma desteği karşılığında hemen üç trilyon Dolara yakın yatırım sözü ve tahsilat beklediğini ifade etmekten geri durmuyor!


Süregelen savaşın yukarıda belirtilen ekonomik arka planına bakıldığında; “İran’ın Hürmüz Boğazı geçişini sadece Yuan ile petrol alışverişi yapılmış gemilere açması” gibi sembol değeri yüksek işaretler göze çarpıyor. Rezerv paranın arkasındaki Altın karşılığını seneler önce çekmiş bulunan ABD, Körfez’e sevk ettiği silahlı gücü ve savaş kabiliyeti ile, Doların arkasında yer alan “karşılığını” hatırlatmaya; rakipleri de, İran desteği ile itibarını yıpratmaya çalışıyor.


Tarih boyunca farklı eko-politik amaç ve koşullarda gerçekleştirilen savaşların, çoğu kez kendilerini takip eden savaşların bir hazırlayıcısı ve tetikleyicisi rolü oynadıkları biliniyor. Sun- Tzu’dan; Von Claueswitz’e kadar tüm askeri strateji dehaları; “amacı ve barış koşul ile süresi önceden belirlenmemiş savaşların, gerçek ve kalıcı zafer sağlamak bakımından yetersiz kalacağını” ifade ediyor. Körfez’deki savaş, Ukrayna’da henüz barış sağlanmadan ve fakat, önceki savaş ile barışların devamında ortaya çıkıyor ve kesin bir çözüm sağlama yolunda yeni bir başarısızlık adayı olarak beliriyor. Eko-politik kurgular arka planda çalışır iken, insanlık adına kayıp ve kaygılar devam ediyor.


Bu sefer öne çıkan ana tema, son yüzyılın başından bu yana Petrol; ortalarından sonra ise Petro- Dolar olarak işaretleniyor. İşin içine, son yılların yükselen değeri Yapay Zeka (AI) faktörünü de katmak gerekiyor. İleride insanların işlerini elinden alacağı düşünülen AI’nın, şimdiden onların canlarına, mallarına ve algılarına kastetme gücüne destek verdiği değerlendiriliyor.

    

Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Yeni Müşterilere Özel
Faiz oranı%0
Vade3 Ay
Toplam tutar₺100.000

3 Ay vadeli 65.000 TL’ye varan kredi

3 Ay vadeli 25.000 TL’ye varan nakit avans

3 Ay vadeli 10.000 TL’ye varan kurtaran hesap

Detay
Tüm faizsiz fırsatlar
Murat Ferman

Murat Ferman

Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.