Piyasanın Güncel Dinamikleri
Kalıcı bir ateşkes beklentisinin henüz gerçekleş(e)mediği bir gidişatta, piyasalarda yeni denge ve fiyatlama arayışları ön plana çıkıyor. Başta borsalar olmak üzere, savaş gerçeğine rağmen, genel olarak “iyimser/risk iştahının yüksek tutulduğu” bir duruşun hakim olduğu görülüyor.
Piyasanın Güncel Dinamikleri
Kalıcı bir ateşkes beklentisinin henüz gerçekleş(e)mediği bir gidişatta, piyasalarda yeni denge ve fiyatlama arayışları ön plana çıkıyor. Başta borsalar olmak üzere, savaş gerçeğine rağmen, genel olarak “iyimser/risk iştahının yüksek tutulduğu” bir duruşun hakim olduğu görülüyor.
Yatırım dünyasının kıdemli ve saygın ismi Warren Buffet; aşırı iyimserlik ve risk alma iştahının “kumar oynama” seviyesine ulaştığını ifade ediyor. Buradan hareketle, dünya borsalarında, büyük oranlı bir muhtemel çöküş riskine dikkat çekiliyor. Küresel jeo-politik sistemde yeni yapılanma süreci ve yapay zeka kaynaklı büyük değişimler andacında, kısa-orta vadeli büyük çalkantılar beklentisine karşı hassas ve hazırlıklı olmak gerekiyor.
Önce ve öncelikle, petrol fiyatlarında yüksek artış senaryolarına dikkat kesilir iken, şimdi küresel planda artan gıda fiyatları ağırlık kazanıyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından düzenlenen endekslerde, başta et ve bitkisel yağlarda olmak üzere son üç aydır izlenen yükseliş yakından izleniyor.
ABD borsalarında, teknoloji-yapay zeka sektörü öncülük ve desteğinde ortaya çıkan gelişmelerin, daha önce yaşanmış “dot.com” benzeri büyük çöküşlere karşı ne kadar dayanıklı kalacağı gibi sorular, daha sık dile getiriliyor. Ancak, 73 trilyon Dolara ulaşan ABD borsaları, halen bünyesine 20 trilyon Doları aşkın yabancı yatırımı çekmeyi başarıyor.
Küresel sistemdeki değişim risk ile sancılarını fiyatlayan altın; bireysel yatırımcılar, devletlerin merkez bankaları ve yatırım fonları üçgeninde tabela değerini arıyor. Petro-Dolar mekanizması üzerinden, altın ile petrol fiyatları arasındaki ters yönlü ilişkinin halen geçerli olduğu; petrol fiyatlarındaki yükseliş karşısında, altının baskılandığı görülüyor.
Orta-uzun vadede, “küresel değişim ve yeni gelişmelere karşı ortak mali kaldıraç” kimliği ile altında yönün yukarı seyredeceğini belirten değerlendirmeler ağırlığını koruyor. Ons başına 1500 Dolar değerini ancak 2020 yılı başında yakalayan sarı metalin ilk çıkışını pandemi krizi ile başlatabildiğini ve ardından gelen Ukrayna Savaşı konjonkturünde kendisine yukarı yönlü kanal açtığını hatırlamak gerekiyor. Başkan Trump’ın ikinci döneminde, ABD’nin uygulamaya geçtiği DCGAP Modeli ile, dış borçları iskonto etmek amacıyla güçlü dolar stratejisinin geriye çekilmesi kurgusuna bağlı olarak altın “süper ralli” evresine geçiş yapıyor ve beş bin Dolar çıtasını aşabiliyor.
Her gelişmede daima kazanan taraf/oyun kurucu kimliği ile ilerleyen ABD; rezerv para Dolar (D), Kripto (C), Altın (G) birinciliklerine, Körfez Savaşı ile beraber Silah (A) ve Petrol (P) kazanımlarını ekleyerek yoluna devam ediyor. Yanına gümüşü de katarak, altına; Dolar karşısında hızla yol veren Amerika, amaçladığı dış borcunda iskonto sonucunu sağladıktan sonra, altın-gümüşte hızla düşüşe zemin hazırlamış bulunuyor. Nitekim, 5600 Dolar seviyesini test eden altının; süratle değer kaybederek, 4400 Dolara kadar gerilediği görülüyor.
Günümüzde, bireysel yatırımcıların yaşadıkları; “güvenli liman etiketi korumasında dahi, savaşla birlikte yeniden yüksek primli kazanç beklentilerinin boşa düşmesi” şokunun arka planını buradan okumak gerekiyor.
Nisan ayında kaybettirmeye devam eden altın için ibrenin orta-uzun vadede yukarı yönlü olduğu ifade ediliyor. Deutsche Bank’ın iddialı sekiz bin Dolarlık sene sonu öngörüsünün yanı sıra, genel tahmin aralığının beş ila yedi binli düzeyler arasında paylaşıldığı not ediliyor. Savaşın Şubat sonunda patlak vermesi ile birlikte rezerv altın satışına geçme eğilimi artan merkez bankalarının, şimdi tekrar alış tercihini öne çektikleri ortaya çıkıyor. Geride kalan günlerde, en fazla rezervden altın satışının; altmış tonu aşan miktar ile TCMB tarafından gerçekleştirildiği bilgisi paylaşılıyor. Altın için yoğunlukla satış ağırlıklı tercih sergileyen yatırım fonlarının da, bu kez karşıt pozisyona geçtikleri izleniyor. Kriz dönemlerinin en çabuk nakit değere çevrilebilen kimliği ile altının; yaşanan küresel jeo-politik değişim sürecinin sağlam çıpası ve güvenilir limanı olma özelliklerini koruduğuna dair şüphe bulunmuyor.
Ülkemiz için altın; alternatif bir finansal varlık olmanın ötesinde bir anlam ve yaklaşımları ifade ediyor. Moğolların “büyük kaçgunluk” döneminden bu yana, bu coğrafyada; “aşınmayan varlık üzerinden kendi varlık ve istikbalini koruma kalkanı” olarak sarı metalin seçkin bir yer işgal ettiği biliniyor. Nitekim, halihazırdaki “yastık altı altın” miktarına bakıldığında; aynı tutum ve tercihin, yerleşik enflasyon karşısında eriyen ulusal para karşısında en yaygın “birikim/değer koruma yolu” etiketi ile ayakta tutulduğu görülüyor.
Ancak, şimdi, ABD’nin yukarıda ifade edilen kurgusu ile “önce yol verilip, sonra altı boşaltılan” altın ile ilgili yüksek beklentilerin yol açtığı görece şaşkınlık ve belirsizlik algılarının boy gösterdiği günlerden geçiliyor. Altın edinme ve elinde tutma imkanı yakalayanların, yakın geçmişte edindikleri son dönemlerin en yüksek getirileri ile kazandıkları iştah henüz kesilmemiş, ancak bugünlerde karşılıksız kalmış iken, daha makul ve gerçekçi beklenti ufuklarına geçiş yapmak gerekiyor. Tartışmalı hale gelen dezenflasyon süreci üzerinde, altından elde edilen yüksek net kazançlara bağlı talep harcamalarının yol açtığı olumsuz etkinin, bizzat TCMB Başkanı Karahan tarafından ifade edildiği hatırlanıyor.
Sene sonu enflasyon beklentilerinin, Nisan ayı verileri ile yukarı yönlü güncellendiği bir iç konjonktür gerçeği karşısında, altında yükselme ağırlıklı beklentiler ön plana taşınıyor; yaz aylarında sekiz bin Lira, sene sonunda ise dokuz bin Lira düzeyleri, gram bazında telaffuz ediliyor. Ancak, nerede ise her ürüne, dünya ortalamalarından daha pahalı fiyatlar ile ulaşan Türkiye vatandaşlarının, altın için de ek prim ödemeye devam edeceklerini not etmek gerekiyor. Kurban Bayramı ve süresi uzatılmış tatil dönemi öncesinde, vatandaşın artan nakit ihtiyacı ile fiyatlarda aşağı yönlü baskı etkisi bekleniyor.
Geride bıraktığımız Nisan ayının yatırım getiri tablosu, Borsa İstanbul hariç tutulduğunda, reel getiri sağlama beklentilerinin karşılanamadığı bir döneme işaret ediyor. Belirsizlik ikliminin geçerli; bekle-gör tavrının yaygın olduğu benzer dönemlerde ön plana çıkan Türk Lirası Mevduat opsiyonu da bu çemberi kıramıyor. Mayıs ayının ilk on gününde, gram altın fiyatlarına bakıldığında; geçen ayın toplam kaybının yarısı kadar kazanç toparlanması ortaya çıktığı görülüyor.
Günümüz piyasa koşulları ve seyrinde; “mevcut varlıkları; reel değerlerini muhafaza altına alarak kollama ve koruma” anlayışına itibar etmek ve “yüksek kazanç beklentilerini dizginlemek” gerekiyor.
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
Kayıt olarak güncel fırsatlardan her zaman haberdar olabilir, en uygun teklifleri yakalayabilirsin.