İlk Yarı Yıl Değerlendirmeleri

“Zaman; ne de hızlı gelip, geçiyor!” deyişi bir kez daha varlığını hatırlatıyor ve küresel planda ana temasını; Körfez Savaşı’nın oluşturduğu yılın ilk yarısı sona eriyor. Geride kalan iki çeyrek çerçevesinde yaşanan eko-politik gelişme ve dinamiklerin artık bütüncül ve kapsayıcı bir yaklaşımla değerlendirmesini yapmak;  özlü finansal tespitleri paylaşmak gerekiyor.


Murat Ferman Yayınlama: 29.06.2026 | Güncelleme: 29.06.20264 Dakika Okuma

İlk Yarı Yıl Değerlendirmeleri logosu

İlk Yarı Yıl Değerlendirmeleri

“Zaman; ne de hızlı gelip, geçiyor!” deyişi bir kez daha varlığını hatırlatıyor ve küresel planda ana temasını; Körfez Savaşı’nın oluşturduğu yılın ilk yarısı sona eriyor. Geride kalan iki çeyrek çerçevesinde yaşanan eko-politik gelişme ve dinamiklerin artık bütüncül ve kapsayıcı bir yaklaşımla değerlendirmesini yapmak;  özlü finansal tespitleri paylaşmak gerekiyor.

Olayların sıcağında; piyasadaki gelişmelerin psikolojik andacında ıskalanma ihtimali yüksek bir kısım tespit ve değerlendirmeleri, şimdi, yılın önümüzdeki yarısını da ilişkilendirecek biçimde temize çekmenin doğru zamanına gelinmiş bulunuluyor.

Yaşamın her alanında geçerli olduğu üzere, Eko-Finans kulvarında da, geride kalan; geçmişte olan biteni, şu anda ve artık değiştirmek mümkün olmuyor. Ancak, an itibarıyla daha dengeli ruh hali ve dingin bir muhakeme çerçevesinde, eldeki finansal veri/yaşanmışlık birikimi üzerinden arka plan okuması yapmak; ileriye yönelik opsiyon ve duruşlar temelinde pro-aktif katkı sağlayacak kıymetli ipuçlarını arama şansını iyi kullanmak gerekiyor.

2026 yılının ilk yarısı (iki çeyreklik dönemi), ABD-İran çatışması ekseninde şekillenir iken, Nisan ayından bu yana sönümlenme aşamasında olan savaş, sağlanan mutabakat ile üçüncü çeyreğin sonuna kadar geçerli bir “savaş dışı kalma dönemine” giriyor. Amerika’nın Körfez Savaşını bir “kaldıraç” olarak kullanmak yoluyla, küresel jeo-politik yapıyı yeniden kurgulama amacını güttüğüne dair kanıtlar çoğalıyor ve aşağıda ifade edilen nokta tespitlere ulaşılıyor:

ABD, petrol ve türevleri piyasasının yeni ve tartışılmaz hakimi olarak, petrol lojistiğini de yeniden kurgulamak istiyor ve “Hürmüz” sendromunu devreye sokuyor. İran saldırısını başlatmadan önce, Venezuela operasyonu ile kendisinde eksik olan “ağır petrol” emtiasını da kontrol altına alarak, “mamul gamını tamamlamış” bulunuyor.

Savaş hal ve koşullarını yaşayarak bedel ödeyen İran’ın, alternatif bir okuma ile önüne açılan alternatif ve yeniden Jeo-politik konumlanma fırsatlarını da değerlendirmesi öngörülüyor. Yaptırım ve izolasyon altındaki rejimin, yakın bir vadede Kuzey Kore benzeri kapalı bir yapıya dönüşme kurgusu kırılmış; savaş sonrası anlaşma kazanımları ile, yeniden, küresel eko-politik yapı ve dinamiklere dahil olma penceresi açılıyor.

İran ile de, nihai olarak,  Venezuela benzeri ortaklıklar üzerinden yapılandırılma (petrol konsorsiyumu) ihtimali ufukta kuvvetle belirmiş bulunuyor. Hürmüz başta olmak üzere “paralı” geçiş hakkı veya kontrolü konusunda söz sahibi olmak isteyen Trump yönetimi, zaman içerisinde petrol lojistiğinin tamamı üzerinde, ortaklık tesisi yolu ile de olsa, mutlak hakimiyet kurmaya çalışıyor. “Tedariğin yeni; Petro-Dolar üzerinden ödemenin yerleşik efendisi” olarak küresel jeo-politiği yeniden yapılandırma amacına yöneliyor.

Petrol fiyatlarında, taraflar arasında imzalanan mutabakatın hemen sonrasında hızla yaşanan ve beklentilerin ötesinde yüksek bir düşüşe işaret eden gelişmeler dikkat çekiyor.

Hal ve tespit bu yönde olunca; deyim yerinde ise, “rafa kaldırılan; zaman içinde uyutulan ama kesin sonlandırılmayan”  savaş ve/veya savaşlar senaryosuna hazırlıklı olmak gerekiyor. Savaş öncesi düzeylere yakın seyreden fiyatlarda, Birleşik Arap Emirlikleri’ni takiben Irak’ın da OPEC dışına çıkma pazarlık sürecini zorlayacağı görülüyor. Üretici kotalarındaki gelişmelere bağlı olarak arz tarafında görülen artışlar ile petrol fiyatlarında daha düşük (50 Doların altı menzile girmek üzere) düzeylere inme ihtimalinin yılın ikinci yarısında gündeme geleceği anlaşılıyor. İlaveten, küresel petrol ticaretinin, ABD patronajında ve arz tarafını temsilen OPEC; talep cephesinin kuruluşu IEA (Uluslararası Enerji Ajansı) kurumsal yapılanmaları dahil olmak üzere yeniden yapılandırılma sürecine sokulması olasılığı artıyor.

Bu kabil zamanlarda, finansın; “birikimi korumak, elde etmekten daha zor olabilir!” yaklaşımı çerçevesinde vaziyet etmek ve çarşı deyişi ile “mala sahip çıkmak”  önem kazanıyor.

Anlık karar ve alışverişlerde, küçük yatırımcıların yüksek kazanç peşine düşme ihtirasından uzakta durmaları yönündeki başparmak kuralı, yılın ilk yarısında altın; gümüş ve kripto varlıklar özelinde yaşananlar ile yeniden teyit ediliyor. Öyle ki; “Güvenli Liman” kimliği başta olmak üzere “edinilmiş kimi ezberleri” yeniden sorgulamak gerekiyor.

İstisnasız tüm mali araçların “eşyanın tabiatı gereği” iki yönlü hareket etme (artış ve/veya azalış) temelinde var olduğu;  “kazanç” ve “kayıp” faktörlerinin de varlıklarını bir diğerine borçlu bulundukları yeniden vurgulanıyor.

Hiçbir finansal aracın sürekli bir kazanç ve/veya kayıp sağla(ya)madığı gerçeğinden hareketle; finansın bilinen kuralları arasında yer alan “kademeli alım / kademeli satım” ve “portföy / çeşitlendirilmiş sepet” uyarınca vaziyet alma stratejileri önem kazanıyor.

“Akışa göre nakış” deyişine paralel olarak, herkes için ve her koşul ve zamanlamada geçerli olacak (mutlak doğru/kesin) finansal karar formülüne ancak “Kaf Dağı’nın ardında!” ulaşılabileceği unutulmuyor. Bir başka deyişle, tıpkı üretime konu olan fiziksel ürünler için olduğu üzere, artık, “kütlesel standart üretim” yaklaşımının yerini; “kütlesel özgünleştirme (mass customization) “ yaklaşımının aldığı gerçeğine finansal hizmet/ürünleri de dahil etmek gerekiyor.

Her bireyin, sunulan imkan ve opsiyonlar karşısında kendisi için en uygun ve hesaplı “özgün” çözümlere itibar etmesi ve “kalabalıklarla birlikte hareket etme” alışkanlık ve kolaycılığına düşmeme olgunluğuna yönelmesi önem kazanıyor. Bu bakımdan, Hesap.com benzeri gelişmiş hizmet platformlarından yararlanmak; finansal okur-yazarlığını ilerletmek gerekir iken, “kulaktan duyma-tüyo bilgi temelli” ve “yerleşik ezberler kolaycılığında otomatik tercih” tuzaklarına karşı tedbirli olmak salık veriliyor.

Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Yeni Müşterilere ÖzelSponsor
Faiz oranı%0
Vade3 Ay
Toplam tutar₺50.000

3 ay vadeli, 25.000 TL kredi

3 ay vadeli, 25.000 TL taksitli nakit avans

Detay
Tüm faizsiz fırsatlar
Murat Ferman

Murat Ferman

Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.