Dünya Kötüye Gidiyorsa Yatırım Yapmayalım mı?
Biliyorum, son dönemde birçok insanın içinden geçen duygu şu:
“Dünya bu kadar karışmışken yatırım mı yapılır?”
İçeridekiler
Dünya Kötüye Gidiyorsa Yatırım Yapmayalım mı?
Biliyorum, son dönemde birçok insanın içinden geçen duygu şu:
“Dünya bu kadar karışmışken yatırım mı yapılır?”
Bir yanda savaş haberleri, petrol fiyatları, tarifeler, faizler, merkez bankaları, dolar, borsa, kripto… Diğer yanda düşmeyen piyasalara bakıp “yine birileri para kazandı, ben sadece izledim” hissi.
İnsanın kafası karışıyor.
Artık hiçbir şey düz ilerlemiyor. Kötü haber geliyor, borsa yükseliyor. Savaş konuşuluyor, enerji hisseleri gidiyor. Anlaşma haberi geliyor, bu sefer “haber satıldı” diye piyasa düşebiliyor. Yani yatırımcı sadece ne olduğunu değil, piyasanın olan şeyi nasıl yorumlayacağını da tahmin etmek zorunda kalıyor.
Bu da insanı yoruyor.
Fakat Dünya kötüye gidiyor diye yatırım yapmayı bırakmak zorunda değiliz. Sadece eski ezberlerle yatırım yapmayı bırakmak zorundayız.
Kriz Beklemek Yatırım Yapmamak Demek Değildir
Birçok insan yatırım kararını iki uç arasında sıkıştırıyor.
Ya “her şey çok kötü olacak” deyip tamamen kenara çekiliyor. Ya da “nasıl olsa piyasa yükseliyor” deyip her şeyi alıyor.
Bence ikisi de yanlış çünkü Dünya yorulurken de bazı varlıklar değer kazanır. Hatta bazen en büyük para, tam da sistem değişirken kazanılır.
En büyük fark şu, her ülkeden değil, her hisseden değil, her kriptodan değil, her emtiadan değil.
“Kriz çıkacak mı?” sorusuna saplanmak durumu çözmüyor. Olası krizlerin hangi varlıkları zayıflatacağını, hangilerini güçlendireceğini anlamak gerekiyor. O yüzden rejimi çok iyi anlamak gerekiyor ki önce neyin içinde olduğumuzu anlayabilelim.
25.000 TL faizsiz taksitli avans
Sponsor
Yeni müşterilere 3 ay vadeli, faizsiz 25.000 TL’ye varan taksitli avans
Toplamda 22.000 TL’ye varan Chip-para fırsatı
ABD Ne Yapmaya Çalışıyor?
Bugün ABD’nin tarifelerle, İran gerilimiyle, petrol fiyatlarıyla, Fed tartışmalarıyla ve Warsh gibi isimlerle yapmaya çalıştığı şeyi basitçe şöyle okuyorum:
ABD çok borçlu. Bu borcu klasik yollarla ödemesi zor. Harcama kıssa ekonomi yavaşlar. Vergi artırsa halk tepki verir. Açıkça borcu sorun haline getirse dolar sistemi zarar görür. O yüzden daha sessiz bir yol tercih ediliyor. O da borcu zaman içinde eritmek. Bunun yolu da nominal büyüme ve kontrollü enflasyon.
Yani ekonomi kâğıt üzerinde büyümeye devam edecek. Şirket gelirleri nominal olarak artacak. Fiyatlar yükselecek. Vergi gelirleri büyüyecek. Borç aynı borç gibi duracak ama ekonominin büyüklüğü içinde daha taşınabilir hale gelecek.
Fakat bu oyunun çalışması için ABD’nin çok hassas bir denge kurması gerekiyor.
Enflasyon tamamen ölürse borç erimez.
Enflasyon kontrolden çıkarsa tahvil piyasası isyan eder.
Faiz çok yükselirse borcu çevirmek pahalılaşır.
Dolar çok zayıflarsa rezerv para güveni sorgulanır.
Bu yüzden meselemiz yönetilebilir enflasyon, taşınabilir faiz ve buna rağmen diğer para birimleri karşısında göreceli güçlü kalan dolar sistemi.
Bu süreçte yer yer enflasyonun kontrolünü kaybediyormuş gibi olabilir, faizin taşınamaz hale geldiğini gösteren anlar yaşanabilir ya da dolar sistemi kırılıyor dediğimiz zamanlar olabilir. Bunların hepsi makro rejimdeki fiyatlamalara etki eder.
En Büyük Hata: Hep Önceden Orada Olmaya Çalışmak
Birileri hep önceden almış gibi görünür.
Savaş çıkmadan enerji almışlardır.
Faiz düşmeden teknoloji almışlardır.
Likidite gelmeden Bitcoin almışlardır.
Kriz çıkmadan altın almışlardır.
Fakat bireysel yatırımcının amacı her fırsatta en önce olmak değildir. Bu gerçekçi değil. Ana rejimi doğru okuyup doğru alanlarda zaten masada olma amacınının taşınması gerekiyor.
Sonuç: Kriz Yokmuş Gibi Değil, Krizi Hesaba Katarak Yatırım
1996’da Fed başkanı Greenspan “irrational exuberance” diyerek piyasalardaki aşırı coşkuya dikkat çektiğinde aslında yanlış bir şey söylemiyordu. Gerçekten de teknoloji hisselerinde büyük bir balon oluşuyordu ama piyasa o uyarıdan sonra hemen çökmedi. Aksine yaklaşık üç yıl daha yükseldi ve S&P 500 Mart 2000’e kadar neredeyse ikiye katlandı. O döneme de gidip baksanız piyasanın çok seçici bir yükseliş yaşadığını görürsünüz.
Bir rejimin kırılgan olduğunu bilmek başka şeydir, o rejimin ne zaman kırılacağını bilmek bambaşka şeydir.
Bu yüzden bugün de “dünya kötüye gidiyor” demek tek başına yatırım planı olamaz. Aynı şekilde “piyasalar yükseliyor” diye her şeyi almak da plan değildir. Doğru yaklaşım, kırılganlığı kabul edip yine de hangi varlıkların bu kırılgan dünyada değer üretmeye devam edebileceğini seçmektir.
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Kerem Pirim
Finansal piyasalar, makroekonomi ve kripto piyasası üzerine içerik üreten bir analist ve yazardır.
Kayıt olarak güncel fırsatlardan her zaman haberdar olabilir, en uygun teklifleri yakalayabilirsin.