Güçlü Dolar Sendromunun Dönüşü
“Dönüşüm muhteşem olacak!” sözü, filmlerden aklımızda kalan bir sahne repliği olarak biliniyor. FED’in, Kevin Warsh yönetimindeki ilk toplantısından sonra, bu sözün; belki de Amerikan Doları için kullanılması gerekiyor.
Güçlü Dolar Sendromunun Dönüşü
“Dönüşüm muhteşem olacak!” sözü, filmlerden aklımızda kalan bir sahne repliği olarak biliniyor. FED’in, Kevin Warsh yönetimindeki ilk toplantısından sonra, bu sözün; belki de Amerikan Doları için kullanılması gerekiyor.
Nitekim, finansal piyasalarda görülen değişimler ve parasal varlıklar ile ilgili güncel öngörüler ele alındığında, ortaya çıkan ana tespiti; “Güçlü Dolar sendromuna dönüş” kapsamında ifade etme tercihi ağırlık kazanıyor.
ABD’de merkez bankası işlevini üstlenen FED’in faiz indirimleri konusunda temkinli duruş ortaya koyması ve Körfez Savaşı için sonlanma senaryolarındaki belirsizliğin sürmesi temelinde, Dolar Endeksi son bir yılın en yüksek değerine ulaşmış bulunuyor. Yine FED’in alışılmış “geleceği yönlendirme” duruşunu terk edeceği ve gerçek zamanlı bilgi temelinde politika izleyeceğine ilişkin açıklamaların bu eğilimi desteklediği değerlendiriliyor. Üstelik, olası bir faiz artırımı hamlesinin de, hemen bu yıl içinde takip eden FED toplantılarında gerçekleştirilmesi ihtimalinin ön plana taşındığı izleniyor.
Genel anlamda “şahin tınısı yüksek” bir duruş sergileyen Warsh dönemi FED’inin; aynı tandansını büyüme ve enflasyon kulvarlarında sergilemediği görülüyor; özellikle bu yıl için düşürülen büyüme / yükseltilen enflasyon ikili beklentisi, faiz indirimi beklentilerinin önünü kapatıyor. ABD değerli kağıtları, artan faizleri ile birlikte, bir kere daha, “güvenli liman” etiketine en yakın duruşa hareketleniyor.
Doların, yükselen faizi ile birlikte yaşadığı yeniden güçlenme süreci, emtia piyasalarında satış beklentilerini arttırıcı etki doğuruyor; başta altın olmak üzere, faiz getirisi sağlamayan değerli metallere karşı prim kazandırıyor.
Esasen, daha önce yaşanmış Güçlü Dolar baskın piyasa şartlarında, başta altın olmak üzere tüm finansal varlıkların “nefesinin kesildiği” biliniyor. Körfez Savaşı sürecinde artan petrol fiyatlarının da baskısı altında kalan altın ve kripto varlıklar, bu kez, daha ağırlaşan bir Dolar kıskacına alınıyor.
Petro-Dolar kurgusu temelinde ancak ve sadece Amerikan Doları ile temin edilen petrol ve türevlerinin son günlerde artan temin bedellerini, altın satarak karşılayan ülkeler, bir kere daha, rezerv paranın “likiditesi en yüksek finansal varlık” olduğu gerçeğini yaşayarak test etme durumunda kalıyor. Yükselen getirisi ve sağladığı likidite düzeyi ile Amerikan Doları, şu an ve yakın erimde, “güvenli liman” beklentilerini en yüksek oranda karşılayan aritmetiği ile ön plana taşınıyor.
Aslında, Başkan Trump’ın; “ Dolar cinsinden borçlarını iskonto etmek” amacıyla, uzun yıllardır süregelen Güçlü Dolar sendromuna set çektiğini hatırlamak gerekiyor. Sadece birbuçuk yıl önce, ikinci döneminin hemen başında, Başkan Trump’ın, altın (yancısı gümüş eşliğinde); kripto varlıklar; silah sanayi ve petrol üzerinden koordineli olarak yürüttüğü operasyonlar sonuç vermiş görülüyor.
Tamamı için mali üstünlük ve en miktarsal fazlalığa sahip ABD, adeta tahterevalli hareketini andıran biçimde, DCGAP kurgusu (Dolar-Kripto-Altın-Silah-Petrol) üzerinden piyasaları yapılandırıyor. Mesela, dış borç (Dolar cinsinden) iskontosu için altın ve gümüş için önce “çılgın” bir yukarı yönlü ralliye yol veriliyor; istenilen sonuç (iskontolu borç çevrim ve dönemsel ödemesi) elde edilince, istim kesiliyor; değerli metaller adeta çakılıyor.
Kurgu böyle olunca, altın ve gümüşte, üstelik sıcak savaş şartlarında yaşanan beklenmedik düşüşe şaşanlara, belki de şaşırmamak ve “serveti korumanın, kazanmaktan zor olduğu” gerçeğini hatırlamak gerekiyor!. Hürmüz Boğazı’nda gemiler rutin seyir şartlarına henüz geç(e)memiş iken, şimdi, yine ve yeniden ABD Dolarına “tam yol” veriliyor.
Yılbaşından bu yana %40 dolayında değer kaybeden kripto varlıklar bakımından, yeniden sahne alan Güçlü Dolar gerçeğine ilaveten, fiili faiz artırımları (Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları) ve daha da ağırlıklı olarak, beklentileri (FED başta olmak üzere), ufuk daraltıcı etki doğuruyor.
Benzer etkininin, gelişmelere “kısmen ve kötümser tınılarına kulak tıkayarak” yoluna devam eden yatırımcıların işlem yaptığı sermaye piyasaları için de geçerli olduğunu eklemek gerekiyor. SpaceX halka arzının açtığı yol ve yarattığı kazanç beklentisi destek ile açılımında Anthropic ve OpenAI başta olmak üzere, piyasaların Yapay Zeka gelişimini; geleceğin büyük getirilerine dönüştürme becerisinin yakında test edileceği anlaşılıyor.
Yüksek enflasyon gidişat ve beklentisinin kırılamadığı; kendine özgü dinamiklerin etkin konumda bulunduğu ülkemiz piyasalarında, Güçlü Dolar tablosunun çerçevesi aynı kalmak ile birlikte renk ile tonlarının farklılık göstermesi ihtimali her zaman bulunuyor.
Genel ekonomik tablo bakımından; dışarıdan borçlanma maliyetlerinde ve enerji faturası ile rezerv biriktirme maliyetinde artış etkisi ilk planda karşımıza geliyor. İhracat gelirini ağırlıkla ve vadeli Avro; ihracata mal hazırlama maliyetini ise ağırlıkla Dolar ve peşin gerçekleştiren Türkiye’nin; Dolar karşısında zayıflayan Türk Lirası üzerinden elde edebileceği avantajları aşacak bir ek yükle karşılaşacağını bilmek gerekiyor.
ABD ve İran arasında devam eden teknik görüşmelerin gidişat ve zaman perspektifinin muhtemel etkileri saklı kalmak kaydıyla, finansal piyasa ve varlıklar için kısa-orta vadeli küresel yöneliş ile gelişmelerin, bir kere daha, Güçlü Dolar sendromu altında şekilleneceğine dair okumalar ağırlık kazanıyor.
Tüm karşı okuma ve girişimlere (BRICS, vb.) rağmen, yeniden “güçlü para” konumuna geçiş yapan Amerikan Doları’nın, kısa ve orta vadede dünyanın rezerv parası kimlik ile yerleşik fonksiyonlarını sürdürmesi öngörülüyor. Elbette bu değerlendirme; 1971 yılında Başkan Nixon Altın ile karşılık/çıpa ilişkisini sonlandırıp Doları “teminatsız bıraktığı “ dönemin Hazine Bakanı John Connally’nin efsane sözlerini geçersiz kılmıyor:
“Dolar; bizim paramız ama sizin ve herkesin sorunudur!”
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
24 Ay vadeli 200.000 TL’ye varan kredi
3 Ay vadeli 25.000 TL’ye varan nakit avans
Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
