Altın Eksenli Finans Okumaları
Ülkemiz ve Asya piyasalarında adeta “eşitler arasında birinci” konumda değer ve tercih gören Altın’ın, ABD ve Avrupa piyasalarında daha geri planda kaldığı biliniyor. Hal ve alışkanlıklar gereği, bizim coğrafyamızın insanları, piyasalardaki algı ve tercihleri söz konusu olduğunda Altın’ı referans ve kerteriz almaktan geri durmuyor.
Altın Eksenli Finans Okumaları
Ülkemiz ve Asya piyasalarında adeta “eşitler arasında birinci” konumda değer ve tercih gören Altın’ın, ABD ve Avrupa piyasalarında daha geri planda kaldığı biliniyor. Hal ve alışkanlıklar gereği, bizim coğrafyamızın insanları, piyasalardaki algı ve tercihleri söz konusu olduğunda Altın’ı referans ve kerteriz almaktan geri durmuyor.
Tarihsel alışkanlık ve yaşanmışlıkların ışığında Altın, kuşaklar boyu aktarılan öğrenme eğrileri üzerinden adeta “hesap-kitap ve tasarruf” kavramları ile özdeşleşen bir değer taşıyor. Elle tutulur/fiziksel Altın, her türlü doğal aşınma koşullarına karşı dayanıklı olmanın ötesinde, taklit edilemediği; sentetik olarak üretil(e)mediği için, temel Ekonomi kuralları arasında yer alan “Nedret İlkesi” (Nadir Olma/Az Bulunma) mantığının kusursuz bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Değerli Metaller grubunda yer alan Altın ve Gümüş üzerinden insanlık tarihini okumak ve yorumlamak da mümkün oluyor; zenginlik ve servet mücadeleleri, bireyler ve ülkeler temelinde bu finansal varlıklar üzerinden hesap ediliyor. Hesap Defteri’nde, bu sütunlarda yer alan 17 Ağustos tarihli “Para ve Paranın Türlü Halleri” başlıklı makalemizde; Altın’ın tüm finansal varlıklara karşı, 1970’lere kadar üstlendiği “Ana Çıpa” rol ve mekanizmasının ele alındığını hatırlatmak gerekiyor.
Finansın ana değer unsuru olan Para, son ellibeş yıldır, Altın karşılık ve çıpasından ayrılmış; “İtibari-FİAT Para” etiketi ve özelliklerine indirgenmiş bulunuyor. Hal böyle olunca, başta Rezerv Para- Amerikan Doları üzerinden tüm (FİAT) efektifler, onları ihraç eden/emisyona sokan ülke ve küresel dinamiklerin değişen dinamikleri karşısında Altın çıpasını kaybetmiş; “Temelsiz-Debased” kalmış oluyor.
Finans dünyası, bu gelişmeler karşısında “Debasement Trade (Değer Kaybı Ticareti)” gibi kavramsal yaklaşım ve yatırım ekollerini devreye sokuyor. Altın karşılık ve çıpasından ayrı bırakılarak devletlerin para arzının “serbest/çıpasız” konuma taşındığı bir sistemde, emisyon ve borçlanmada disiplin sorunu gündeme geliyor.
Merkez bankalarının para arzını arttırması ve “enflasyona yol vermesi” kadar, devlet borçlarının hızla büyütülmesi, FİAT paraların değer kaybedeceği beklenti ve kurgusu ortaya çıkıyor. İşte bu noktada, başta Altın olmak üzere Değerli Metaller, Gayrimenkul ve Kripto Paralar (sabit dijital emisyon) gibi arzı kolayca arttırılamayan; “değer kaybına karşı koruyan” finansal varlıklar radara alınıyor.
Yakın zamanlarda yaşanan finansal kriz ve deneyimler de bu yaklaşımların ve Altın eksenli değerlendirmelerin destek planını oluşturuyor. 2008 Krizinde; Finans Mühendisliği mahareti ile aşırıya kaçılan Finansal Türevler/Zincirleme Varlık Üretimi operasyonlarının oyun kağıdından kule misali nasıl yıkılacağı, değerini bir anda kaybedeceği bir kere daha tecrübe ediliyor. Pandemi döneminde devletlerin para arzını arttırma tercihlerinin, başta Rezerv Para üzerinden enflasyona geçit verdiği ve küresel planda borçlanma düzeylerinin artış yönünde tetiklendiği bir konjonktüre geçiliyor. Nihayet, yaşanan savaş koşullarında küresel enflasyon ve borçlanma yukarı; büyüme ise aşağıya yönlü bir serime yönleniyor. Sadece ABD dış borcunun 2030 yılında elli trilyon Doları; senelik faiz servisinin ise iki trilyonu aşacağı bir görünümde, tahvil faizlerinde genel bir yükseliş ve yeni bir merkez bankaları eliyle faiz artış dönemine geçiş senaryoları geçerlik kazanıyor.
Bu çerçevede, merkez bankalarının rezerv tutma tercih ve kompozisyonlarında Fiziksel Altın alımına ağırlık verdikleri izleniyor. Çin’in, Londra ve New York borsalarına alternatif olarak yükseltmeye çalıştığı Şangay üzerinden, “ Kağıt/Sertifika Altın” opsiyonunun önünü kesmeye çalıştığı ve referans Altın fiyatının, belirlenmesinde yeni bir mekanizmayı zorladığı görülüyor. Buradaki temel argümanın; “Fiziksel Altının Kadar Konuş!” genel-geçer ifadesinde anlamını bulduğu değerlendiriliyor. Kaldıraçlı/Türev Finans yaklaşımı ile “üretilen” Sertifika Altının da aslında FİAT/İtibari anlam taşıdığını unutmamak gerekiyor. Üstelik, her bir ons fiziki varlığa karşı kaç misli /kaldıraçlı ons kağıt varlık üretildiğine dair kanıtlanmış bir veri bulunmuyor! İşte, Çin, başta rezerv para sahibi Amerika’yı bu noktadan zorlamaya çalışıyor. Küresel Altın fiyatının; kağıt üzerinden değil ve fakat fiziki/gerçek varlık temelinde hesaplanması ajandasını dayatmaya çalışıyor.
Dünyada süregelen merkez bankalarının Fiziksel Altın lehine değişen rezerv kompozisyon ve satın alma kararlarına ilaveten, başta New York ve Londra olmak üzere alışılmış saklama merkezlerinde bulunan külçelerini geri çekme tasarrufları da dikkat çekici bulunuyor. Hollanda Merkez Bankası’nın gerçekleştirdiği benzer son geri çağırımda; “artan Jeo-Politik riskler” sebebine referans verilmesi ayrıca not ediliyor.
Bundan on yıl önceki 2015 yılında 1,064 Dolar/Ons değerinden, 5,595 Dolar/Ons rekor düzeyini test eden Altın, %440 oranında reel bir kazanca işaret ediyor. Takip eden aşağı yönlü düzeltmelere rağmen, 2025 yılı, %65 oranında net kazanç ile 1979 yılındaki %126’lık rekor artışın hemen ardından yakın zamanın en yüksek getiri oranını temsil ediyor.
Merkez bankalarının tercihlerine paralel bir şekilde, bireysel tercih ve portföyler için ABD ve Avrupa’da daha önce %5’ler civarında önerilen Fiziksel Altın payının; %15’ler düzeyine çekilmesi yönündeki yaygın öneriler de Finans dünyasında Altın eksenli yaklaşımların yükseldiğini gösteriyor. Gelinen hacim ve derinlikte, küresel ekonominin “Tamamen Altın Karşılığı” üzerinden yapılandırılması mümkün görülmüyor; ancak gelişmeler, finansal okuma ve yönelişlerde, Altın eksenli bir duruşun gittikçe güçlendiğine işaret ediyor.
Antik filozof Sofokles’in; “insanlığa benzersiz fesat ve zarar veren icat” olarak ifade ettiği Para’nın günümüzdeki İtibari/FİAT kisvesiyle nereye evrileceği; nefesinin ne kadar yeteceği sorusu zamana bırakılıyor. İşte tam bu noktada, “zamansız” bir başka deyiş, bir altın kural yeniden akıllara geliyor; “Altını Olan; Kuralı Koyar!”
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
4 Ay vadeli ₺65.000’ye varan kredi
3 Ay vadeli ₺25.000’ye varan nakit avans
3 Ay vadeli ₺10.000’ye varan kurtaran hesap

Prof. Dr. Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
