Piyasalarda “İmkânsız” Dediğimiz Şey, Aslında Sistemin Doğal Ürünü

İran–ABD–İsrail hattında tansiyon yükseldiğinde, yatırımcı sohbetlerinde hep aynı cümleleri görüyoruz: “Bu zaten fiyatın içinde değil mi?”, “Böyle şeyler yıllardır oluyor, piyasaya kalıcı bir etkisi olmaz”, “Daha önce de savaş söylentileri çıktı ama borsa düşmedi.”


Kerem PirimYayınlama: 02.03.2026 | Güncelleme: 02.03.20263 Dakika Okuma

Piyasalarda “İmkânsız” Dediğimiz Şey, Aslında Sistemin Doğal Ürünü logosu

Piyasalarda “İmkânsız” Dediğimiz Şey, Aslında Sistemin Doğal Ürünü

İran–ABD–İsrail hattında tansiyon yükseldiğinde, yatırımcı sohbetlerinde hep aynı cümleleri görüyoruz: “Bu zaten fiyatın içinde değil mi?”, “Böyle şeyler yıllardır oluyor, piyasaya kalıcı bir etkisi olmaz”, “Daha önce de savaş söylentileri çıktı ama borsa düşmedi.” Bu cümleler tesadüf değil; insan zihni belirsizlik karşısında kendini rahatlatmak ister ve geçmişteki örneklerden bir ortalama çıkararak bugünü sakinleştirmeye çalışır. Fakat piyasa dediğimiz yapı, ortalama üzerinden çalışmaz; çoğu zaman sessiz kalır, birikir ve sonra bir anda, kimsenin beklemediği sertlikte tepki verir. Bu yüzden “fiyatın içinde mi?” sorusu çoğu zaman gerçeği

ıskalar, çünkü mesele yalnızca haberin kendisi değil, o haberin düştüğü andaki piyasa yapısıdır.


Finans dünyası uzun yıllar boyunca büyük hareketlerin çok nadir olduğuna inandı. Yani bir varlığın bir günde olağanüstü düşmesi ya da yükselmesi istisnai, hatta neredeyse imkânsız bir durum olarak kabul edildi. Oysa yakın geçmişe baktığımızda bunun böyle olmadığını görüyoruz: 2020’de petrol fiyatının eksiye düşmesi, 2008 krizinde küresel borsaların birkaç gün içinde tarihi sertlikte hareketler yapması, altının ve dövizlerin kriz anlarında alışılmışın çok ötesine geçen sıçramalar göstermesi… Bunlar tek seferlik kazalar değil; belirli aralıklarla tekrar eden, sistemin içinde üretilen hareketler. Yani “olmaz” dediğimiz şey aslında “nadiren ama düzenli olarak olur” kategorisinde.


Peki bu nasıl gerçekleşiyor? Çünkü piyasa düz bir çizgi gibi ilerlemiyor; uzun süre küçük dalgalarla hareket ederken arka planda bir gerilim biriktirir. Volatilite düştüğünde insanlar riskin azaldığını düşünür, tek yönlü pozisyonlar artar, krediyle işlem yapanların sayısı çoğalır, herkes aynı senaryoya biraz daha fazla inanır. İşte tam da bu dönemlerde sistem kırılganlaşır. Sonra bir haber gelir; belki bir füze haberi, belki bir diplomatik açıklama, belki bir yaptırım kararı. Haber tek başına devasa olmayabilir, fakat zinciri başlatmaya yeterlidir. Fiyat hareket eder, bazı yatırımcıların zarar-kes emirleri devreye girer, kredi kullananlar pozisyon kapatmak zorunda kalır, algoritmalar hızlanan hareketi takip ederek aynı yönde işlem açar, likidite azalır ve hareket kendi kendini büyütmeye başlar. Başlangıçta küçük olan dalga, birkaç saat içinde kontrolsüz bir akıma dönüşebilir.


Bu noktada çoğu kişi geriye dönüp “Kim tahmin edebilirdi?” diye sorar. Oysa mesele tahmin etmek değil; yapıyı anlamaktır. Piyasa çoğu zaman haberi değil, haberle birlikte tetiklenen panik zincirini fiyatlar. Eğer sistem zaten hassassa, yani herkes benzer yönde konumlanmışsa ve risk algısı aşırı gevşemişse, küçük bir kıvılcım büyük bir yangına dönüşebilir. Ama sistem dengedeyse, aynı haber daha sınırlı bir etki yaratabilir. Dolayısıyla asıl soru “Savaş olur mu?” değil, “Piyasa şu an bir şoka dayanabilecek durumda mı?” sorusudur.


“Böyle şeyler hep oluyor ve piyasalar etkilenmiyor” cümlesi kulağa mantıklı gelebilir; gerçekten de birçok jeopolitik gerilim birkaç gün içinde unutulur. Ancak tarihteki sert hareketlerin çoğu, kimsenin kriz beklemediği dönemlerde gerçekleşmiştir. Çünkü insanlar riskin düşük olduğuna inandıkça daha fazla risk alır, pozisyonlar büyür ve sistem daha kırılgan hale gelir. Uzun süreli sakinlik, güven duygusunu artırır ama aynı zamanda birikmiş enerjiyi de büyütür. Bu enerji bir noktada boşalır ve o an geldiğinde hareketin büyüklüğü, ilk habere bakarak açıklanamaz.


Bugün İran–ABD–İsrail gerilimi gerçekten üst düzeyde olabilir ya da birkaç hafta içinde gündemden düşebilir; bunu kimse kesin olarak bilemez. Fakat önemli olan, piyasanın bu tür bir belirsizliğe ne kadar hazırlıklı olduğudur. Eğer risk algısı aşırı rahat, pozisyonlanma tek yönlü ve likidite kırılgansa, o zaman “imkânsız” sandığımız büyüklükte hareketler gerçekleşebilir. Ve gerçekleştiğinde çoğu kişi bunun nedenini yalnızca habere bağlar, oysa asıl sebep sistemin kendi iç dinamiğidir.


Sonuç olarak, piyasalarda “imkânsız” dediğimiz şey bir istisna değil; sistemin doğal sonucudur. Uzun süreli sakinlik, tek yönlü beklenti ve artan kaldıraç birleştiğinde, küçük bir dış şok bile zincirleme bir harekete dönüşebilir. Bu nedenle mesele panik yapmak ya da her haberde felaket senaryosu yazmak değil; fakat “nasıl olsa bir şey olmaz” rahatlığına kapılmamak da gerekir. Çünkü piyasa, ortalamaya değil uçlara göre hatırlanır ve en büyük hareketler genellikle herkesin en rahat olduğu anlarda ortaya çıkar.

Kerem Pirim

Kerem Pirim

Finansal piyasalar, makroekonomi ve kripto piyasası üzerine içerik üreten bir analist ve yazardır.

Hesap’a özel fırsatlardan haberdar ol!

Kayıt olarak güncel fırsatlardan her zaman haberdar olabilir, en uygun teklifleri yakalayabilirsin.