Güncel Eko-Politik Okumalar

Senenin üçte birini tamamladığımız bu günlerde, eko-politik gelişmeler ve piyasa yönelimleri, “belirsizlik” ikliminin sıkıntılı atmosferi dışına taşınamıyor. IMF’nin, genel gidişatı yansıtan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu-Nisan çalışmasını ; “Savaş Gölgesindeki Küresel Ekonomi” başlığı ile yayınlaması dikkat çekiyor.


Murat FermanYayınlama: 04.05.2026 | Güncelleme: 04.05.20265 Dakika Okuma

Güncel Eko-Politik Okumalar logosu

Güncel Eko-Politik Gelişmeler

Senenin üçte birini tamamladığımız bu günlerde, eko-politik gelişmeler ve piyasa yönelimleri, “belirsizlik” ikliminin sıkıntılı atmosferi dışına taşınamıyor. IMF’nin, genel gidişatı yansıtan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu-Nisan çalışmasını ; “Savaş Gölgesindeki Küresel Ekonomi” başlığı ile yayınlaması dikkat çekiyor.


Dördüncü yılında süregelen Ukrayna-Rusya ile üçüncü ayına giren Körfez Savaşları, 2020’li yıllar sona ermeden iki büyük enerji krizini, küresel ekonomiye adeta dayatmış bulunuyor. Enerji piyasalarında “alıcı” kesimi temsil eden IEA (Uluslararası Enerji Ajansı) kestirimlerine bakılırsa; Körfez merkezli güncel çatışma, şimdiden 2022 ve öncesinde yaşanmış tüm benzeri krizlerin tamamından daha yüksek oranlı bir tehdit/risk tablosuna işaret ediyor.


Şu anda “sönümlenme “ aşamasında olan çatışmanın, varılacak anlaşma ile “sonlanma” evresine taşınması süreç ve beklentileri devam ediyor. İran tarafının; “Hürmüz için yeni bir yapılanma eksenli” oniki maddelik öneri paketi sunması, tekrar çatışma koşullarına dönüş ihtimalini zayıflatıyor. ABD’nin abluka baskısının yanısıra, İran’ın kripto operasyonlarına müdahalesi gibi “ekonomik kıskacı daraltıcı” metotlar yardımıyla sonuç almaya çalıştığı gözleniyor. Ancak, bundan sonra yaşanacak gelişmeler üzerindeki belirsizlik aşılamıyor; piyasalarda istikrarlı gidişe dair gelişme sağlanamıyor.


Nitekim, yatırım dünyasının efsane ismi Warren Buffet’in; “piyasalarda kumar oynama- spekülatif risk alma iştahının şimdiye kadar görülmeyen oranda yaygınlık kazandığı ve sağlamcı yatırım değerlendirmelerinin perdelendiği “ yönündeki güncel tespitlerini, dikkatle not etmek gerekiyor. Aktif yönetimini Greg Abel’in devraldığı yatırım fonunun, kontrolünde bulunan 400 milyar Dolarlık nakiti değerlendirme kararı için; Bekle-Gör moduna geçtiğini izlemek, “belirsizlik dönemlerinde nakit kraldır!” kuralı hatırlandığında, şaşırtıcı bulunmuyor.


Piyasalarda artan belirsizlik ve yükselen spekülatif yönelişler andacında, finansal varlıkların seyri bakımından geçerli olan birtakım yerleşmiş başparmak kurallarında ani değişiklikler ortaya çıkıyor. Örneğin, “petrol fiyatları arttığında; altın fiyatları düşer!” kurgusu, geçtiğimiz saatlerde geçerliliğini yitiriyor, her iki finansal varlık da aynı yönde yukarı değer kazanımı gösteriyor. Savaş öncesi tehdit konjonktüründe dahi ”güvenli liman” etiketi ile prim yapan altının, fiili savaş koşullarında yaygın yüksek kazanç beklentilerine ters bir seyir izlemesini de hatırlatmak gerekiyor; petrol ticareti, (fiziksel) altın ile değil ve fakat, (efektif nakit) Amerikan Doları ile yapılıyor.


Belirgin çizgileriyle çizmeye çalıştığımız bu belirsizlik döngüsüne kapılmış ve istikrarlı liman ve öğrenilmiş rotalardan uzaklaşmış piyasalar tablosu karşısında elbette çaresiz kalma gibi bir lüksümüz bulunmuyor! Kavrayıcı bir yaklaşım ve ihtiyatlı iyimserlik duruşuyla yaklaştığımız zaman, an itibarıyla ortaya konulabilecek tespit ile gözlemlere alan açmak gerekiyor:


Savaşan tarafların, sonuçlandırıcı anlaşma mekanizma ve opsiyonlarını koruyacak pozisyon almaları, sürdürmeleri gözleminden hareketle, çatışma koşullarına tekrar dönüş ihtimali düşük görülüyor.  Başkan Trump’ın kendi ifadesiyle; ortada her iki tarafın sürdürdüğü “deniz haydutluğu” fiili durumunun, karşılıklı anlaşma/menfaat paylaşımı ile yeni bir oldu-bitti üzerinden Hürmüz Boğazı’nı kontrol/ücret kesme rejimine taşınmak istediği anlaşılıyor. Burada sağlayacağı başarı sonrası, ABD; küresel lojistik yapılanmasını kendi kontrol ve kazancı altına almayı amaçlıyor ki; sırada kritik Malakka Boğazı bulunuyor. Bu suretle, Hürmüz için ABD-İran muhtemel ortak “el koyma anlaşması” üzerinden, son üçyüz elli yıldır geçerli olan “denizlerde seyri-sefer serbestisi” fiilen ortadan kaldırılmış oluyor. Küresel ticaretin temeli olan bu ortak kuralın tamamlayıcısı “savaş için haklı sebep/just cause” ilkesinin zaten ilk terk edilen evrensel prensip olduğu hatırlanıyor. Böylece, “hukukun gücü” anlayışı, yerini; “gücün hukuku” yaptırımına terk etmiş, arka planda ABD-Çin mücadele sürecinde yeni bir evreye adım atılmış bulunuyor.


Son beş yıldır net bir enerji ihracatçısı ve dünyanın bir numaralı petrol ile gaz üreticisi haline gelen ABD, Körfez bölgesinden enerji liderliğini alma operasyonunu taçlandırmış; gereğin icabını herkese sergilemiş bulunuyor. Venezuela’nın, kendisinde bulunmayan ağır petrol ve en zengin rezerve sahip kaynağını kontrol altına alarak, ürün gamını, deyim yerinde ise “dört başı mamur” hale getirme avantajını elde ediyor. Savaş öncesi 60’lı Dolar düzeylerinde seyreden petrol fiyatlarını 100 Doların üzerine taşınması ile gene karlı çıkan taraf oluyor; Amerikan limanlarından sevkiyat üçte bir oranında artışla günde 5,2 milyon varil hacmine ulaşıyor. Nitekim, BAE operasyonu ile onlarca yıldır petrol işinde hakim olan yerleşik OPEC yapılanması ve Suudi Arabistan kontrolü bir anda denklem dışı bırakılıyor.


Petrol kulvarında liderliği kaptıran Körfez’in savaş öncesi üretim-işleme kapasitesine ulaşmak için gereken yatırım miktarına ilişkin tahminler, elli milyar Doların üzerini işaret ediyor. Yakın erimde, Körfez-Orta Doğu bölgesinin yeniden rekabetçi liderliği sağlaması uzak ihtimal kategorisine düşüyor. Petrol piyasalarındaki artış beklentisi, dünyanın bilinen en yüksek rezervine sahip ülkesi Venezuela üzerinde yoğunlaşıyor ve ABD ile ortak rezerv kapasitesi 400 milyar varile ulaşıyor. Bu düzeyin yarısı kadar bir miktara ve bunu işleme bakımından ekonomik kısıtlara sahip İran’ın; Hürmüz için “yuan temelli ticaret” ısrarından çabuk vazgeçerek, karşılıklı menfaate dayalı bir uzlaşma kanalına dümen kırması, dikkatle not ediliyor.


Petro-Dolar eksenli mücadelesinde mevzi kaybetmiş görünen Çin’in daha uzun soluklu oyun planları çerçevesinde hareket ettiği biliniyor. Senelerdir düşük seyreden petrol fiyatlarını stok biriktirme için değerlendiren ülkenin; 1,4 milyar varil (Hürmüz geçişli yedi aylık ithalat hacmi) tutarında envanter sahibi olduğu ve dolayısıyla, gelişmelerden etkilenme düzeyini kontrol altına aldığı ifade ediliyor. Üstelik, yenilenebilir enerji alanında küresel liderliği elinde tutan Çin’in, İran krizinin başlangıcından bu yana sadece güneş enerjisi kapasitesini iki katına çıkardığı izleniyor. Savunma uzmanları ise, Çin’in Körfez Savaşı boyunca ABD’nin savaş güç ve yetenekleri hakkında edindiği güncel bilgilerin, harbe hazırlık bakımından stratejik değerine dikkat çekiyor.


Mayıs başından itibaren Güney Amerika ile MERCOSUR (Güney Ortak Pazarı) kapsamlı ticaret anlaşmasını yürürlüğe alan Avrupa Birliği’ne karşı duruş olarak Trump’ın yeniden gümrük vergilerini gündeme getirmesi de ayrıca mercek altına alınıyor. Birliğin “başına buyruk üyesi” Fransa’nın, Doğu Akdeniz havzasında yeniden nüfuz kazanmak amacıyla, Güney Kıbrıs üzerinden hareketlenmesi dikkatle izleniyor. Eko-politik dinamiklerin arka plan okumalarında daha sık güncelleme yapılmasını gerektirecek yeni gelişmelere hazırlıklı olmak gerekiyor.     

Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Yeni Müşterilere ÖzelSponsor
promoEn düşük faiz
Faiz oranı%0,99
Vade12 Ay
Toplam tutar₺100.000
Tüm faizsiz fırsatlar
Murat Ferman

Murat Ferman

Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.

Hesap’a özel fırsatlardan haberdar ol!

Kayıt olarak güncel fırsatlardan her zaman haberdar olabilir, en uygun teklifleri yakalayabilirsin.