Enflasyonun Türlü Halleri
Üçüncü ayını tamamlamak üzere olan Körfez Savaşı ‘nın hemen ilk günlerinde, küresel ekonominin tamamı için muhtemel bir tehdit oluşturan “Çifte Risk” sendromuna ilişkin uyarıların devreye girdiği hatırlanıyor.
Enflasyonun Türlü Halleri
Üçüncü ayını tamamlamak üzere olan Körfez Savaşı ‘nın hemen ilk günlerinde, küresel ekonominin tamamı için muhtemel bir tehdit oluşturan “Çifte Risk” sendromuna ilişkin uyarıların devreye girdiği hatırlanıyor.
“Petrol” ve “lojistik” kulvarları üzerinden ortaya çıkan olumsuz dinamiklerin; “enflasyon için yukarı; büyüme için aşağı yönlü etkiyi aynı anda oluşturma” riski, kısa bir sürede etkisini geniş bir kapsama yaymış bulunuyor. Uluslararası kuruluşlar, dönemsel rapor ve tahmin güncellemelerini şimdiden bu yönde düzeltme yoluna gider iken, FED başta olmak üzere tüm merkez bankalarının faiz indirme kabiliyet ve beklentileri azalıyor.
Rezerv para üzerinden parasal politikaları yürüten FED’ in; %2 hedefinden giderek uzaklaşan manşet enflasyon üzerine, istihdam bacağındaki performansı kaldıraç ederek, sıkı bir suretle gidemediğine dair değerlendirmeler artıyor. Öyle ki, yayınlanan güncel tutanaklar; savaş ve yaklaşan ara seçimler andacında dahi Başkan Trump’ ın ısrarla talep ettiği faiz indirimi opsiyonundan uzaklaşıldığı yönünde okunuyor. Avrupa Merkez Bankası ‘nın sıkılaştırıcı duruşundaki kararlılık ve elde edilen “ milimetrik isabet ” sonuçları cephesinde bile gevşeme işaretlerinin arttığına dikkat çekenlerin sesleri daha sık duyuluyor.
Gelinen noktada, genel bir ekonomik zayıflık; yaşanan bir dejenerasyon (bozulma) halini temsil eden enflasyonun, daha ileri aşama ve komplikasyonlar ile bulaşık farklı türlerine / varyantlarına yeniden bakmak gerekiyor:
En yalın ifadesiyle, ENFLASYON; “fiyatların genel düzeyinde sürekli yükseliş” olarak tanımlanıyor.
Enflasyon hal ve koşulları üzerine, sıfır ya da sıfıra yakın ekonomik büyüme koşullarının katılımı ile STAGFLASYON dizgesine geçiliyor.
Enflasyon varlık ve temeline ilaveten, birbirini takip eden iki çeyreklik (üç aylık) dönemde ekonomik küçülme / daralma yaşanıyorsa; RESESYON iklimine girilmiş oluyor.
Yüksek enflasyon koşulları içerisinde, ekonomide sürekli küçülme ortaya çıkıyor ise, SLUMPFLASYON adı verilen ve ileri derecede yapısal bozulma tablosunu çağıran bir anomali ile karşı karşıya kalınıyor.
DEPRESYON ise, önlenemeyen yüksek enflasyon ve sürekli küçülme morfolojik bozulma tablosuna, artan işsizlik / istihdamda gerileme zafiyetinin eklenmesi ile ortaya çıkıyor. Ekonomi tarih ve yazınında bu türden patolojik haller için daha ziyade “BUHRAN / KRİZ” deyimleri kullanılıyor.
Nihayet, DEFLASYON hal ve gidişatı; fiyatlar genelinde sürekli düşüş grafiği ile beraberinde ekonomik büyüme zafiyetinin ortaya çıktığı bir kompozisyonu işaret ediyor.
Ekonomi için kullandığımız; “hareket-bereket” benzetimi uyarınca; hareketin (alışveriş ve yatırımların) olmadığı yerde, bereket (kazanç ve birikim) ortaya çık(a)mayacağı gibi, aşırı ve çapaçul hareketliliğin istenilen sonuçlardan ziyade, enflasyona (şişirilmiş – enflate edilmiş büyüme) zemin hazırlayacağı biliniyor. Bilinen bir ekonomi kuralı olarak, “Ödünleşme İkileme / İlkesi” tam bu noktada hatırlanıyor. Büyüme kompozisyon ve hızı ile enflasyon ilişkisini dengelemek; kontrolü elden bırakmamak; orta-uzun vadeli kalkınma hedeflerini öncelemek gerekiyor.
Genel olarak, siyaset erkinin, tercihlerini “büyüme“ yönünde kullanmasından hareketle, merkez bankalarının; dengeleyici / enflasyon etkisini nötralize edici rolünün korunması gerektiği ifade ediliyor. Ancak, burada esas ve doğru yaklaşımın; merkez bankalarının mutlak bağımsızlığından ziyade, “araç bağımsızlığı” üzerine inşa edilmesi olduğu hatırlatılıyor.
Enflasyon, en yalın haliyle, “yüksek tansiyon” hastalığı olarak görüldüğünde, bu genel sağlık sorunu üzerinden bünyenin (ekonominin) pek çok yan etki ve yeni sıkıntılara zemin hazırlayacağı acı gerçeği ile karşılaşılıyor. Üstelik, esansiyel tansiyon (yerleşik enflasyon) vakalarında, istenmeyen yeni komplikasyonlara zemin teşkil edecek kronik (yerleşik) zafiyetlerin tedaviyi (enflasyonla mücadeleyi) zorlaştırdığı görülüyor. Yukarıda ifade edilen farklı hal ve açılımlar ortaya çıkarak, tedavi sürecini sıkıntılı açmazlara sürüklüyor. Öyle ki; yüksek tansiyonla yaşamaya alışmış ve “dengesiz bir denge tutturmuş; anormali, normal hale getirmiş kronik hasta” benzeri ekonomi tablosu karşımıza çıkıyor.
Enflasyonun “bünyeyi içten kemiren” bu tablosu, yüksek tansiyon hastalığının benzer etkilerini çağrıştırıyor. Kalıcı tedavi sonuçları için, gerçekçi tedavi protokollerinin hazırlanarak, bütüncül yaklaşım ile oluşturulmuş ve sürekli güncellenen reçetelere dayalı bir süreç yönetmek gerekiyor.
Enflasyon olgusunun yukarıda ifade edilen türlü halleri, aynı bozuk zemin üzerine inşa edilmiş farklı binalara benziyor; sağlam olmayan temel üzerine kurulmuş yapılar ortak bir zafiyetin eseri kimliğinden kurtulamıyor. Sağlam ekonomi inşa etmenin de ilk adımı, alt yapı temelli yaklaşımlarla enflasyon riskinin önünü işin /projenin hemen başında kesmeye dayanıyor!
Değerli takipçilerimizin Bayramlarını en iyi dileklerimizle kutluyoruz.
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları

Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
Kayıt olarak güncel fırsatlardan her zaman haberdar olabilir, en uygun teklifleri yakalayabilirsin.