Enflasyonda Hal ve Gidişat
Yılın her bir ayı için açıklanan enflasyon manşetleri göz önüne alındığında; sene sonu (Aralık) rakamı kadar, sene ortasını işaret eden Haziran göstergeleri en yüksek derecede toplumsal ilgiye konu oluyor. Bilindiği üzere, memur ve emekliler için uygulanacak ara ücret düzenlemelerinde, mevzuat uyarınca ilk altı aylık TÜİK enflasyon manşeti temel alınıyor. Ayrıca, kıdem tazminatı, bedelli askerlik gibi çok sayıda kişiyi ilgilendiren artış oranları da aynı çerçevede kesinlik kazanıyor.
Enflasyonda Hal ve Gidişat
Yılın her bir ayı için açıklanan enflasyon manşetleri göz önüne alındığında; sene sonu (Aralık) rakamı kadar, sene ortasını işaret eden Haziran göstergeleri en yüksek derecede toplumsal ilgiye konu oluyor. Bilindiği üzere, memur ve emekliler için uygulanacak ara ücret düzenlemelerinde, mevzuat uyarınca ilk altı aylık TÜİK enflasyon manşeti temel alınıyor. Ayrıca, kıdem tazminatı, bedelli askerlik gibi çok sayıda kişiyi ilgilendiren artış oranları da aynı çerçevede kesinlik kazanıyor.
İlgili toplumsal takip düzeyinin yüksekliğine, yukarıdaki sebeple şaşılmaması gereken Haziran manşeti ile birlikte, yılın ilk yarısı için kompozit (bileşik) rakam elde ediliyor ve yılsonu için tahmin oluşturulması yolunda önemli mesafe kat ediliyor. O halde, güncel TÜİK rakamları üzerinden arka plan okumaları yaparak, yıl ortasında, enflasyon hal ve gidişatına dair bir tablo çizmek gerekiyor:
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi; %1,80 aylık düzeyi ile %0,99 olarak ilan edilen TÜFE (Manşet Enflasyon) rakamının, yaklaşık bir kat üzerinde seyrediyor. “Gerili Zemberek Etkisi” olarak adlandırdığımız bu sendrom; “er veya geç, şu veya bu oranda” perakende fiyatlara yansıtılacak birikmiş maliyet enflasyon skoruna işaret ediyor.
“Çekirdek Enflasyon” bağlantılı özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) %1,66 oranı ile gene açıklanan manşet olan %0,99’un üzerinde kalıyor. Buradan, yüksek enflasyondaki “katılık” ve “yapışkanlık” halinin kırılamadığı, varlığını halen sürdürdüğü ortaya çıkıyor.
“Enflasyonda Yaygınlık” kriteri üzerinden, “bakkal hesabı” olarak adlandırdığımız açı ile yaklaşıldığında, TÜİK enflasyon sepetinde yer alan 174 alt sınıftan sadece 36 adedinde fiyatın düştüğü ve/veya sabit kaldığı, buna karşın 138 alt sınıfta fiyat artışı gerçekleştiği görülüyor. Piyasada fiyatları belirleyen ekonomik aktörlerin (TCMB sınıflandırmasında Reel Sektör) “fiyat arttırma konusunda ellerini korkak alıştırmama” eğilimini korudukları anlaşılıyor.
TÜFE ana harcama grupları temelinde Giyim ve ayakkabı ile Ulaştırma kalemlerinde açıklanan %-0,01 oranlarındaki enflasyon katkısına karşın, Konut, Sağlık ve Eğitim başta gelmek üzere, Hizmetler kulvarında da, senelerdir süren katılık sendromunun kırılamadığı izleniyor. Nitekim, son beş yıllık TÜİK rakamları üzerinden enflasyon gidişatına bakıldığında; TÜFE manşet artış oranı %663 olmasına karşın, Gıda alt kalemi için %793, Kira alt grubu bakımından ise %1183 tabelaları karşımıza çıkıyor.
Haziran TÜİK göstergeleri; Konut, Sağlık, Eğitim, Gıda kulvarlarının tamamı için manşet enflasyon oranının üzerinde, Ulaştırma ve Lokanta-Konaklama alt grupları için ise ona çok yakın düzeydeki bir tabloyu ortaya koyuyor. İlk altı aylık dönemde, alt grupların hiç birisi için istikrarlı bir gerileme eğilimi görülmüyor. Gıda ve Enerji hariç tutulduğunda enflasyon alt kırımlarında anlamlı bir değişiklik olduğuna dair kanıt elde edilemiyor.
Bu durum, TÜİK tarafından birkaç gün sonra açıklanan “mevsimsellikten arındırılmış manşetler” üzerinden de takip edilebiliyor. %0,99 olarak açıklanan Haziran TÜFE rakamına karşın bu düzeltilmiş endeksin %1,80 düzeyinde gerçekleşmesi bekleniliyor. O halde, enflasyon gidişatı bakımından “mevsimsellik” ve “baz etkisi” faktörlerinin kozmetik/geçici olumlu etkisini, an itibarıyla değerlendirme dışı bırakmak gerekiyor.
Haziran sonu esas alındığında; bir yıllık enflasyon icmali/toplamı ortalaması; %30,65-33,29 arasında seyrediyor ve klasik bir “sıkışmışlık/kısır döngü” profilini gösteriyor. İlk altı ayda gelinen skorun 17,76 olduğu düşünülürse, Körfez Savaşı mutabakatı ile beklentilerin üstünde düşüş gösteren petrol fiyatlarının, ikinci yarı için “telafi edici” etki göstermesi doğal olarak gündeme geliyor. Ancak, akaryakıttaki eşel mobil uygulamasındaki kademeli değişiklik (indirimlerin tamamı ÖTV telafisi için kullanılacak) ve Ekim ayı başında tamamen sonlandırılması yönündeki yeni karar ile birlikte bu pencerenin kapanacağı anlaşılıyor.
TÜİK rakamları öncesi her ayın ilk günü açıklanarak “öncü gösterge” olma özelliğini taşıyan İstanbul Ticaret Odası (İTO) İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi’nin Haziran verileri ile bakış açısı genişletilebiliyor:
Katma değer üretiminde ulusal ekonominin ağırlıklı kesimini temsil eden İstanbul bazlı TÜFE Haziran manşeti aylık %1,14; yıllık %35,94 düzeyine erişiyor. Ancak, birikmiş maliyet enflasyonu (gerilmiş zemberek etkisi) skoruna işaret eden Toptan Eşya Fiyatları Endeksi’nin; geçen aya göre bir kat artışla %3 oranına çıktığı görülüyor ki; TÜFE manşetinin tam iki kat fazla bir düzey karşımıza çıkıyor. Gıda maddeleri grubunda %2,85 ve İşlenmemiş maddeler grubunda ise %8,18’lik oranlar, ülke ortalamasının üzerinde birikmiş maliyet enflasyonunu konfirme etmiş bulunuyor.
Anlaşılıyor ki; geride kalan altı aylık süreçte, Enflasyon Stoku (birikmiş enflasyon) bakımından bir azalma değil ve fakat artış yaşanıyor ve öngörülebilir / sürdürülebilir bir iniş trendine, nihayet geçildiğine dair bir arka plan okuma sonucuna erişilemiyor; enflasyonda istikrarlı gerileme beklentileri karşılıksız kalmayı sürdürüyor.
Beklenti Yönetimi ve farklı kesimlerin enflasyon beklentileri açısından bakıldığında; TCMB, Koç-Konda ve Bahçeşehir güncel anketlerinde önemli bir iyileşme tablosu ile karşılaşılmıyor; Piyasa Katılımcıları (ücretli profesyoneller) görece en iyimser kesim olarak kalmaya devam eder iken, fiyatları bizzat oluşturan Reel Sektör (esnafından; holdinglerine kadar) onlardan %50 fazla, HaneHalkı (vatandaşlar) ise %100 fazla oranlarda yıl sonu tahminlerini “istikrar ile korumaya” devam ediyor.
Nihayet, Milton Friedman’ın “Enflasyon; her zaman ve her yerde parasal bir olgudur!” ünlü ifadesine atfen ilk altı aylık parasal genişleme-emisyon (para basımı) tablosuna göz atılırsa; Temmuz başı ulaşılan yaklaşık 947 milyar Lira emisyon hacminin; sene başındaki 864 milyar Lira düzeyine oranla düzenli ve yüksek oranlı bir emisyon artışı gösterdiği kayıtlara geçmiş bulunuyor.
Enflasyon hal ve gidişatı bakımından, hem gerçekleşme, hem de beklenti kulvarlarındaki durumu; belki Erich Maria Remarque’ın ünlü roman başlığı üzerinden tanımlamak gerekiyor;
“Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok”…
Faizsiz ihtiyaç kredisi / taksitli nakit avans fırsatları
3 Ay vadeli 75.000 TL’ye varan taksitli artı para
3 Ay vadeli 25.000 TL’ye varan taksitli avans
Murat Ferman
Prof. Dr. Murat Ferman, akademik derecelerini İstanbul Üniversitesi ve Virginia Tech. University ’den almıştır.“Bilimin kamuya yayılması” ilkesine öncelik veren bir akademisyen olarak, güncel makale ve radyo-televizyon yayınlarını yıllardır sürdürmektedir.
